Arif Arcan: Yeni Makuliyetler (!) ve Oluşmakta Olan Zombi Kültürü

Arif Arcan: Yeni Makuliyetler (!) ve Oluşmakta Olan Zombi Kültürü

Anlam kaybolmuş. Bir tür nihilizm, devasa bir boşluk. Amaç muğlak; geçici heves bile değil. Mutlak olan ile arızi olan birbirine karışmış. Mağlup ile galip aynı hissizlikte deviniyor. Katil ile maktul arasında doğrusal bir ilişki yok artık. Öldürmek nedensiz ve sebepsiz bir eylem. Katliam sonrası sorunun ne olduğuna dair fikir yürütmelerde yıldırıcı ve ürpertici bir kanıksama var. Bu kanıksama; öleni yargılama üzerinden yürüyor. Mazlumun neden mazlum olduğuna dair garip bir yargılamadır bu.   

İyiyi ve kötüyü betimleyen değer yargıları, bunamış bir zihnin istem dışı ürünleri; karmaşık, paramparça ve orantısız. Doyumsuzluk, sürdürülebilir haz ve konfor kavramları ile açıklanamayacak zombi bir durum gittikçe genişliyor, genelleşiyor. Nereye yöneldiğini, hedefinin ne olduğunu ne istediğini, niçin var kalması gerektiğini bilmeyen ama ısrarla bir yerlere yönelmiş bulunan bir iradesizlik hali. Sosyoloji ve psikoloji çaresiz.    

Çaresizliği, servis edilen çarelerde çözümlemek ilk elden akla gelmiyor. Bir gecede milyoner olma hayali temasında üretilen menkıbelerin sihrine kapılıp elinden imkân ve enerjisi çalınanlar ile çok uzun yıllar sağlıklı yaşayabileceği vaadiyle bedenini çöp kutusuna çevirenlerin sinikliği gündelik ve basit çare servisleri mesela. Başkalarının hayatlarına el koyarak, imkanlarını sömürerek vadedilen refah ve konfor politiğinin karmaşık süreçleri ise derinlerde çalışıyor. Yaşamanın ne olduğuna dair anlam kaybının farkına varanlar, marjinal damgası ile işaretleniyor. Yani cinlenmiş sayılıyorlar.   

Gösteri çağı deniliyor, görünüyor olmanın anlaşılıyor olmanın önüne geçtiğinden dem vuruluyor. Camideki cemaatten, Kabe’deki tavaftakilere, narkotik bohem hayatlardan, yeni insan tipini lanse eden çekici ve zengin hayatlara kadar bir dökülme ve saçılma, her an üstümüze başımıza, ailemize, ruhumuza, zihnimize sıçrıyor. Başkalarının mahremiyetini, mahremimize buyur ettikçe kendi mahremiyetimiz de açılıp saçılıyor. O kadar ki zenginlik, gösterilmesi normal bir durum iken yokluk ve yoksunluk da gösteri konusu olabiliyor. Yokluk ve yoksunluk üzerinden yapılan gösterinin hasılası, zombileşmenin önüne set çeken duygu bariyerini yıkıp geçiyor.

Fakat bu görünüyor olma durumu kolektif bir çaba değil. Nihayetinde her bir birey başrol oynamak istiyor. Hal böyle olunca herkes kendi sahnesini kuruyor, kendi oyununu oynuyor. Kendi kendisinin seyircisi olmaktan kurtulmak, seyirci kazanmak için çılgınlık yapmak, bir tür makuliyet haline geliyor. Sıradan insanların birkaç dakikalığına da olsa baş rol oynama isteği, neticede trajik sonuçlara neden oluyor.

Çılgınlığın yahut kestirilemez olma halinin giderek toplumsal bir norm statüsü kazanması dolaysız olarak her şeyi etkisi altına alıyor. Ortaya çıkan yeni siyasal aktörlerin iktidarları, bu normların yeni normaller, garip makuliyetler üretmiş olması ile mümkün olmakta. Zenne kıvamındaki şovmen Zelensky’den, savaş idare eden bir devlet başkanı başka türlü nasıl çıkabilirdi. Veya ayarsız Trump’ın ikinci defa Başkan seçilmesi. Yahut eski bir istihbarat elemanının efsaneleştirilmesi sonucu ebedi şef kıvamında bir Putin iktidarının inşa edilmesini, siyaset sosyolojisi bağlamında çözümlemek eksik kalır. Ki trajik bir çöküntünün müsebbibi eski rejimin kodları ile konuşmaktadır.

Anlam kayıp. Anlamsızlık girdabında zombi hayatlara yeni yaşam şekli mi denilecek yoksa kavrayıcı ve kapsayıcı bir anlam üretimi mümkün olacak mı?

Arif Arcan

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Bu içerikte yorumlar kapalı.

Bir sonraki haber hazırlanıyor…