M. Ali Akbulut: İman ile Ümit

M. Ali Akbulut: İman ile Ümit

İran’da Cuma namazları bir merkezde kılınır. Bunun için ya başkent Tahran’da adıyla anılan Tahran Üniversitesi kampüsü ve çevre caddelerde ya da Cuma ve bayram namazları için inşa edilen Tahran Musallası olarak bilinen yerde ikame edilir. On binlerin katıldığı kitleler Cuma namazını kılmak amacıyla toplu taşıma araçlarını kullanır.

Fakat Sünni mektebin müntesiplerinin Cuma namazı kıldığı farklı yerler de var. Başkent Tahran’da irili ufaklı 50’den fazla mescit bulunduğunu biliyorum. Bu sayı artmış da olabilir. Güncel durumdan haberim yok doğrusu. En azından Sadıkiye Camii’ne yaklaşık 20 yıldır aşinalığım var. Buradaki birçok kişiyi de tanıyorum. Göz aşinalığım da var, dostluklarım da.

Benim zaman zaman Tahran’da Cuma namazı ikame ettiğim yerlerden biri de Sadıkiye Camisi olarak bilinen Sünni Müslümanların Cuma namazı kıldığı yerdir. Oldukça mütevazı, cadde ile sokağın kesiştiği köşede iki katlı bir mekân.

Tahran’da cami kültürü bizim cami kültürümüzden farklı. Camilerde kubbe ve minare genel olarak yoktur. Bir sokakta evlerin arasında sıkışıp kalmış gibi yapılardır genel olarak. Sadıkiye Camisi de bunlardan biri aslında. Bir evden dönüştürülme özelliği var. Her katında yaklaşık 300 kişi cemaat namazı kılabiliyor. Zemin katıyla beraber üç kat denilebilir. Giriş katında bayanların da yeri var.

Çoğu cumalar yer darlığından dolayı bahçeye de taşıyor cemaat. Oldukça mütevazı ve bir o kadar da katılım çok fazla. Hele de gençlerden oluşan bir cemaatin varlığı geleceğe dair ümit veriyor doğrusu.

Caminin mütevelli heyeti daha çok Kürt etnik kimlikli, Şafii mezhebi mensubu arkadaşlardan oluşuyor. Oldukça dikkatli, düzenli, kontrollü faaliyetleri var. Cemaatin çevreye rahatsızlık vermesini önlemek amacıyla araçların park edilmesine yardımcı olan ekip, cemaatin sürekli ve düzenli olmasını sağlayan görevliler, çocuk ve kadınlardan sorumlu yetkililer; herkes kendi vazifesini biliyor ve çalışıyor.

Caminin baş imamı Dr. Aziz Babai donanımlı bir ilahiyatçı. Medrese eğitimi de almış bir ilahiyatçı. Her hutbesinde güncel konuların yanı sıra ahlak ve iman konularını hadis ve ayetlerden örneklerle zenginleştirerek vermesi ilgiyi arttırıyor. Dr. Babai’nin olmadığı zamanlarda Dr. Veysi isimli başka bir imam geliyor, Cuma namazını kıldırıyor.

Bu hafta Cuma namazına yine Sadıkiye Camii’ne gitmeye karar verdim. Şehrin doğusundan batısına giden metro ile son durağa kadar gittim. Metro duraklarında zaman zaman inmiş, duraklardaki panolarda yer alan resimlerin fotoğraflarını çekmiştim. Bu da farkında olmadan Cuma namazına geç kalmama sebep oldu. Buna rağmen Sadıkiye Camii’ne gittiğimde hutbe neredeyse bitmişti. Ve Cuma hatibi Dr. Veysi’ydi. Anlaşılan bu hafta Dr. Babai yoktu.

Dr. Veysi hutbesinde dikkatimi çeken şekilde, güncel olaylarla bağlantı kurarak iman ile ümit konusunu işliyordu. Ülkenin içinde bulunduğu savaş şartlarını dikkate alarak korkunun ümitsizliğe sevk etmemesi gerektiğini, ülkenin içinde bulunan ekonomik şartları dikkate alarak ümitsizliğe sürüklenmemesi gerektiğini, gençlerin okullarındaki başarısızlıklardan dolayı geleceğe yönelik ümitsizliklere kapılmaması gerektiğine dair konulara işaret ediyordu.

İman ve ümit konusu üzerinde duran Dr. Veysi, “Ümitsizlik imansızlıktır” vurgusu yaparak hiçbir zaman içinde bulunduğumuz şartlardan dolayı ümitsizlik gösterilmemesi gerektiğini, yaşadığımız her olayın bizim bir imtihanımız olduğunu bilmek gerektiğini; bu ister kişisel, ister toplumsal veya isterse ülkeler arası ilişkilerde olsun, ümitsizlik hâlimizin imanımıza yansıdığını ifade etti. Oysa iman varsa ümit de var. Ümit varsa kurtuluş da vardır şeklindeki bağlamlı cümleleri dikkatimi çekti doğrusu.

Dr. Veysi’yi, Dr. Babai gibi tanımıyorum. Tahran’daki Sadıkiye Camii’nde zaman zaman kıldırdığı Cuma namazlarında tanıyorum. Fakat bu hutbesi, belki de güncel konularla bağlantılı olmasından dolayıdır, bilmiyorum, daha bir dikkatimi çekti. Ülkenin içinde bulunduğu şartların getirmiş olduğu sorunların kişiyi ümitsizliğe sürüklememesi gerektiğinin altını çiziyor. “İmanın olduğu yerde ümit de olur” vurgusu günün sözü olarak kulaklarımda yer edinmeye başladı.

İman varsa ümit vardır. Olması gerekiyor. Aksi hâlde imtihan denilen dünyadaki hayatımız bizi farklı mecralara sürükleyerek imanımızı yok edebilir. İmanımız geleceğe yönelik ümidimizi de artırmalı. Her gün yeni sorunlar karşımıza çıkıyor, bu bizim ümidimizi kırmamalı. Dr. Veysi’nin tavsiyeleri ülkenin içinde bulunduğu şartlar dikkate alındığında daha bir anlamlı geldi bana.

M. Ali AKBULUT

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Bu içerikte yorumlar kapalı.

Bir sonraki haber hazırlanıyor…