Bismihi Teala
İnsanlığa indirilmiş bir dinin mensuplarıyız. Somut ve tikelde insana, soyut ve tümelde insanlığa sözümüz olan ve bu sorumluluk içinde hukuk anlayışına sahip , vasatı öngören ve vasatı talep eden insanlarız ve tabi ki Müslümanlarız. Bu meselenin bir yanı. Diğer taraftan insanlığa savaş açmış devletler düzeyinde kurumlar, kuruluşlar var. Doğal olarak hedefte en ön alan , almakta olan, alacak olan ümmetin mazlumları, mahrumları,
Dağların üstlenmekten imtina ettiği yükü insanın yüklenmiş olması kolay olmasa gerek. Üstelik insanın cahillik, nankörlük, bencillik gibi olumsuz hasletleri varken. Modernizm, postmodernizm ,teknoloji ,uzay çağı gibi şu anın tanımlamaları bizleri önce zihinsel anlamda yamultuyor sonra tüketime endeksli nihilizm(hadi eyyamcılık diyelim)'e savuruyor cesaretlendiği/
Haklı olmak yorar insanı.
Böylece yırtık arkada mı kalmış oluyor. Bu gömleği temize çıkarır ve fakat gömlek sahibini ise asla. Çünkü gömleği ters giymek pek akli olmasa gerek.(Gömleğe siyasi gündem noktasında anlam yüklememeli. Buradaki gömlek sadece gömlektir.)
Sahicilikten uzaklaşabiliyoruz. Ardından savunma mekanizmaları devreye giriyor. Savunma mekanizmaları insanın iç bütünlüğünü koruması açısından gerekli bir kurgudur ancak sürekliliği akli sağlığı olumsuz etkiler. Çünkü gerçeklikten kişiyi uzaklaştırır. Gerçeklere karşı geçici bir rahatlama sağlar oysa gerçek süreklidir. Gerçek tam olarak ya karşımızda ya yanımızda ya içimizde ya da arkamızdadır.
Gerçek öyle bir kuşatıcı özelliğe sahiptir ki aslında bütünüyle her yerdedir, bütünüyle kuşatıcıdır.
Ancak gerçek nedir?(bu ayrı ve uzun bir konudur)
Nifak ehli de katırı besleyip satırı bileyenlerdi. “Olmadan önce -olmasını beklerken -olurken-olduktan sonra -muhtemel tekerrürünü tahmin ederken ve yine beklerken topluluk olarak nefislerde olanı değiştirme çabası yüklenmeden günahın ne kadarını taşıyoruz?” sorusunu da sormalıyız.
FİLİSTİN NEDİR VE NE DEĞİLDİR
Filistin bizler için neden önemlidir? Bizim için önemlidir zira özellikle son yüzyılda ümmet düzeyinde gerçek ile aramızdaki en kalın perdenin çekildiği mekan ve gerçekdışılıkla aramıza örülen köprünün kilit taşıdır.
Filistin zaferin ilk adımıdır asla yenilginin ilk eşiği değildir.
Kudüs: ilk kıblemiz, vahyin ve resullerin münbit toprağıdır. Peygamberimizin ilk yöneldiği yön, Kabe’nin kıble olmasından sonrada bazen Kabe’yi araya alıp yöneldiği mukaddesatını hiç unutmadığı yerdir.
Tüm Müslümanların Kabe’den sonra eşit yakınlıkta durduğu ve belki de yürüyüşün başlayacağı işaret noktasıdır. En azılı düşman olan yahudi ve müşriklerin el ele verip ümmete ve insanlığa savaş açtığı arenadır.
Filistin Filistindir ve fakat Filistin sadece Filistin değildir. Müslümanlar için daha fazla anlam işerir.
Filistin’i konuşmak için mukaddime gerekir. Mesele çok yönlü, girift, içiçe geçmiş acil bir meseledir. Gasıplar Filistin’deki operasyonları için zamanlama gözetir. Filistin’deki pişkinlerinin,
Önce neyi, neden konuşacağız (mekan daha statik bir konu iken zaman ve strateji daha dinamik bir konudur.) Mısır’ı, Türkiye’yi,
Buyrun kardeşim!
Nerden konuşmaya başlayalım?
Bu kadar çelişki ve çaresizlik hissi, zihnimizde travmaya ve duygu durum bozukluğu yaşamamıza sebebiyet veriyor diyebilir miyiz bilemiyorum. Gömlekler önden yırtılıyor ve gömleği ters mi giyiliyor acaba?
Haddi aşan her hareket ve söylem kendine zıt olsa da diğer haddi aşan eylem ve söylemlerle tutarlılık arzeder. Hakkın karşısında aldıkları pozisyon yaklaşıktır, yakındır. Sahifeleri mızraklara asan akılla, “biz sahifelere kılıç kaldırmayız” diyen akıl birbirinden uzaktı ancak düzlem olarak Hz.Ali’nin karşısında aynı uzaklığa denk düşüyorlardı. Biri katırdı biri satır. İkisi de aynı sonuca çıkıyordu:Yoketmek.


Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.