Basın özgürlüğü ifade özgürlüğünün gazetecilik alanında yoğunlaşmasının eseri. Tarihi ilk yayın organı olarak gazetelerin doğmasına kadar gidiyor; başka bir deyişle, insanlığın uzun tarihi göz önüne alındığında nispeten yeni bir fenomen. Bununla beraber, o kadar önem kazandı ki, konuyla özel olarak ilgilenmeyenler, neredeyse basın özgürlüğünün ilk insanla beraber doğduğunu zannetmekte.
Basın özgürlüğü yayın organlarının açık veya örtülü bir siyasî izne bağlı olmaksızın kurulup yaşatılabilmesini ve kendilerinden beklenen faaliyetleri normal mecrasında ifa edebilmesini gerektirir. Gazeteleri esas alacak olursak, basın özgürlüğünün mevcut olduğu yerde, kişiler veya kişi birlikleri (şirketler) gazete kurabilir, bunlarda bizzat çalışabilir ve çalışan istihdam edebilir. Gazeteci denilen çalışanlar ülkede olup bitenler ve özellikle kamusal yetki ve kaynakları kullananların icraatları hakkında bilgi toplayıp bunları haber olarak topluma aktarabilir. Basın özgürlüğünün yaşayabilmesi için devletin açıkça siyasî veya görünürde siyasî olmayan ama aslında siyasî amaçlarla gazete sahiplerini ve çalışanlarını baskı altına almaması gerekir. Bu çerçevede, basın özgürlüğü gereği, gazeteler diğer iktisadî işletmelerden farklı muamelelere tabi tutulamazlar, gazeteciler haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamazlar.
Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazı. Ancak, meselenin bir başka yüzü daha var. Gazetelere ve gazetecilere basın özgürlüğü adına tanınan imkânlar onları etkili bir kamusal güce dönüştürür. Her güç gibi bu güç de yozlaşmaya eğilim gösterir. Gazeteciler kendilerini diğer mesleklerin erbaplarına göre imtiyazlı görmeye başlayabilir. Ellerindeki gücü haksız kişisel çıkar için kullanabilir. Kişiliklere hakarete, kişilik haklarını ihlâle ve firma şöhretlerini kasıtlı olarak karalamaya yönelebilir. Gazeteci dokunulmazlığını mesleğin icrasıyla ilgili olmayan suçların aracına veya kamuflajına dönüştürebilir.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.