Geçtiğimiz günlerde, İsrail'in haksız ve vahşi Gazze saldırılarıyla bağlantılı olarak, genelde demokratik hak ve özgürlükler özelde ifade ve basın hürriyeti açısından değerlendirilebilecek iki hadise vuku buldu. İlki şuydu: Tüm dünyaya yayın yapan Amerikan televizyon kanalı CNN'in bir muhabiri, İsrail'in Gazze'ye saldırılarını canlı olarak yayınlarken, toplanan bazı İsraillilerin Gazze'ye bombalar düştükçe sevinç naraları attıklarını söyledi. Ayrıca, televizyonun haber ekibinin, aynı kişiler tarafından, İsrail hakkında kötü bir şey söylerlerse araçlarının tahrip edileceği söylenerek tehdit edildiğini anlatan bir twet attı. Sözlerini 'iğrenç' diye tamamladı. Bunun üzerine şiddetli bir baskıyla karşılaştı. Yirmi dakika sonra twetini silmek zorunda kaldı. Akabinde önce işten atıldığı yolunda haberler geldi. Daha sonra CNN tarafından Moskova ofisine atandığı açıklandı. İkinci olay Fransa'da vuku buldu. Dünyanın birçok yerinde İsrail'in saldırılarını protesto için gösteriler yapılırken, Paris'te protesto gösterileri yapmak yasaklandı. Gerekçe olarak daha önceki bir protesto gösterisi esnasında bir havradan çıkanlarla protestocular arasında tartışmalar yaşanmış olması ve gösterilerin şiddete bulaşması ihtimali gösterildi.
İfade ve basın özgürlüğüyle ve ifade özgürlüğünün protesto gösterileri yapma biçiminde kullanılmasıyla ilgili yoğun tartışmaların yaşandığı bir ülkenin vatandaşları olarak bu olayların ne anlattığını, ne anlam taşıdığını tartışmak önemli. Ancak böylece Türkiye'nin bu bakımdan karşılaştırmalı durumu hakkında sağlıklı bir fikir geliştirebilir ve diğer ülkelerin karnesini görebiliriz.
CNN muhabirinin yoğun baskı altına alınması ve sonunda sürgüne gönderilmiş olması, ABD'nin, ifade basın özgürlüğü bakımından, Türkiye'den daha iyi bir durumda olmakla beraber, sorunlar yaşadığını, bir cennet olmadığını gösteriyor. Amerikan medyasında çok güçlü bir İsrail devleti sempatisi var. Haberler ve yorumlar çoğu zaman İsrail lehine. Amerikan medyası hem içeriye hem dışarıya İsrail'le ilgili haberleri tek taraflı olarak aktarıyor. Çatışmalarda ölenlerin genellikle Filistinli olmasına rağmen İsraillileri masum kurbanlar, Filistinlileri kanlı teröristler olarak sunuyor. Bu çizginin dışına çıkanlar ağır baskı altına alınıyor. Dışlanıyor. Şöhretleri saldırıya uğruyor. CNN muhabiri bu bakımdan ne ilkti ne de son olacak. Bu olay bir kere daha kanıtladı ki, ABD'de basın özgürlüğü mükemmel olmaktan uzak. Bir gazetecinin görevinden alınması veya başka bir yere atanması basın özgürlüğüne aykırıysa, hükümetler yanında ağırlık sahibi lobiler de basın özgürlüğüne zarar verebiliyor. İsrail devleti sempatisi Amerikan basını üzerinde etkili bir kontrol ve manipülasyon gücüne sahip. Bu bakımdan ABD medyası bizdeki kadar bile çoğulcu değil, İsrail hakkında aykırı sesler duyma imkân ve ihtimali yok denecek kadar az.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.