Batı usulü demokrasi, laiklik ve çoğulculuğun İslam ile bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bilgimi ve düşüncemi yansıtan birkaç yazı yayınlamıştım.
Müspet olmayan tepkilerden ikisini örnek olarak alıp tahlil edeceğim.
Bir bay yazar benim, iktidarın akıl hocası ve fetvacısı olduğumu kaydettikten sonra mealen 'Madem ki İslam demokrasi, laiklik ve çoğulculukla bağdaşmıyor AB o kadar akılsız mı ki, sizi içine alsın da başına bela etsin' diyor.
Bir bayan yazar da yazdıklarımdan alıntılar yaptıktan sonra benim için şu bedduada bulunuyor 'Allah onun elini ve dilini bizden uzak kılsın!'.
Bir İslam Hukuku hocası, İslam'ın nasıl bir siyasi sisteme kaynaklık edebileceği, Batı'dan aktarılan bazı sistemlerin İslam'a uygun düşüp düşmeyeceği konusunda bildiğini ve düşündüğünü yazıyor; hepsi bu kadar. Bu düşünceyi paylaşan veya karşı çıkan nice yazılar yayınlanmıştır. Bunların içinden birini (benimkini) alıp iktidara veya Türkiye'nin mevcut siyasi sitemine mal etmek de ne oluyor? Akıl ve mantık, duygu ve taassuba bu kadar mı yeniliyor?
TC demokratik laik bir cumhuriyet; şeriat devleti değil, iktidar da din alimlerinden değil, gerektiği zaman tabii olarak laik/seküler hukuk bilenlerden soruyor, mütalaa alıyor. Yıllardan beri Türkiye, AB müktesebatına uyum için reform üstüne reform yapıyor. AB kör, sağır ve deli mi ki, TC.'nin İslam alimlerinden fetva alarak yönetildiğine inansın ve bu sebeple onu içine almasın!
Yazar bunu diyeceğine 'AB'nin Türkiye'yi alma konusunda ipe un serme sebeplerinden biri de bu ülke halkının şöyle veya böyle Müslüman olmasıdır' deseydi bir gerçeği ifade etmiş olurdu, bunun yerine 'Filan Hoca'dan fetva alıyor, AB sistemine uymayan şeriat ile yönetiliyor' demesi, iktidar düşmanlığının onu nasıl körleştirdiğinin delili olmaktan öte bir mana ifade etmiyor. Bunlara göre iktidarı yıpratma ihtimali bulunan davranış ve söz ne kadar saçma ve tutarsız olursa olsun makbuldür!



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.