Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Birtakım zayıf rivayetler

Balkonuma kelimeler düşmüş, üst kattaki komşum yine kitaplarını silkelemiş olmalı.

Yüksek binaların bulunduğu bir semtte bir simitçi sabahın erken saatinde 'Sıcak Simiiiit' diye bağırsa... 30 katlı bir binanın 27. katında oturan bir teyze pencereyi açsa ve simitçiye el etse... Simitçi binanın yakınına gelse... Teyze, ucuna sepet takılı bir ipi 27 kat aşağıya doğru sarkıtsa... Sepet, simitçinin elini uzatarak ulaşabileceği noktaya 75 santim kala dursa... Teyze hafif aşağıya sarkmasına rağmen ipin uzunluğu sepetin simitçinin eli ile buluşmasına imkan vermese... Simitçi teyzeye baksa, teyze simitçiye baksa... Mecburen vazgeçseler, simitçi yoluna gitse, teyze pencereyi kapatıp içeri girse ve dünden kalan ekmeği tost makinesine koysa... Bazen bir şeyler bir şeylere uymaz. Mesela ip kısa kalır, teyze bir alt kattaki daireyi almadığı için pişmanlık duyar ve nedense asansör bir çare olarak hikayecinin hiç aklına gelmez. Böyledir; düz bir yolda akıp giderken, birden hesapta olmayan bir sokağa sapıverir hikaye...

Ömrüm boyunca biri 'leb' der de ilk anlayan ben olmam diye zihnimde bir kase leblebi ile dolaştım durdum. Sonra bir gün biri ansızın deyiverdi. Bütün sazanlığımla oradaydım ve kontrolden çıkmış bir sesle 'Leblebi!' diye haykırdım. Kısa bir sessizlik oldu ve muhatabım sinir bozucu bir sakinlikle 'Hayır değil' dedi, 'Lebowski... Big Lebowski...'

Geçerken bir kanalda rastladım; Kartal Tibet bir meşe ağacına 'Size baba diyebilir miyim amca?' diye soruyordu ve Ömercik ortalarda yoktu. Neler oluyor?

Yeni bir söylenti dolanıyor ortalıkta; güya önümüzdeki bir yıl içinde milyarlarca dünyalıdan herhangi birinin basacağı bir tuş dünyayı infilak ettirecekmiş. Ben ya da sen ya da bir Meksikalı, bir Güney Koreli, bir Pakistanlı ya da bir Amerikalı, herkes olabilir. Bir telefonun ya da bir tabletin, bir bilgisayarın, bir televizyonun, bir klimanın, bir saç kurutma makinesinin ya da herhangi bir başka elektronik cihazın herhangi bir tuşu... Biri bilmeden o tuşa basıyor ve BOOOMM!

Dünyada dakikada 5000 erkek bir kadına evlenme teklifi yapıyor. Bu kadınların en az yarısı bu teklifi reddediyor. Kalan yaklaşık 2500 çiftin yarısı düğün gününe kadar çıkan anlaşmazlıklar neticesinde ayrılıyor. Geriye kalan 1250 çift evleniyor ve fakat bunların yarısı da belli bir süre sonra boşanıyor. Geriye kalan 625 çiftin en az 600'ü yeni bir maceraya girmek istemediğinden mutsuz giden evliliğini bir şekilde sürdürüyor. Geriye kalan 25 çiftse nasıl oluyorsa aynı diziden hoşlanıyor ve mutlu... Yaa, işte bütün tantana bunun için!

Napolyon 'Para! Para! Para!' demiş ve ilk duyulduğunda rahatlıkla ne olduğu anlaşılabilen bir kelimeyi üç kere söyleyerek tarihi boş yere meşgul etmiştir.

Ne zaman gökkuşağı görüp de bir dilek tutmaya kalksam; kafamın içinde bin bir dilek adayı ön almak için kavgaya tutuşuyor.

Canım ne istediğini bilmiyorsa, ben ne yapayım!

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.