Kissinger'ın 'Bundan sonra çatışma Müslümanların arasında olmalıdır...' sözünü bu köşede kaç kez hatırlattım unuttum.
11 Eylül 2001 saldırılarının hemen ardından söylemişti hani.
Malum bir 'projenin' işaret fişeği mesabesindeki bu söz elbette çok önemliydi.
Nasıl desem; klavyeler eskitecek kadar hatırlatsak yeriydi.
Çünkü...
Ne Kissinger herhangi biriydi, ne de mahut söz, sözler içinde herhangi bir sözdü.
İstenen, daha doğrusu kurgulanan çatışmanın 'mezhep çatışması' olacağını kestirmek için de müneccim olmak gerekmiyordu.
Müslümanları birbirine kırdırmanın maalesef en elverişli yolu buydu.
Malumunuz, ABD'nin 2003 Irak işgali her şeyden öte mezhepçi bir zeminin alabildiğine oluşmasına ve bu kahredici zeminin bütün bir bölgeye yayılmasına neden oldu.
Ah keşke Kissinger'ın mahut sözü üzerinde vaktiyle (ve hakkiyle) durulsaydı.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un 'Batı İslam dünyasını bölmeye çalışmamalı. Müslümanları birbirine kırdırmaktan vazgeçmeli...' sözü bile Müslümanları uyandırmaya yetmedi.
Yoksa ne diye mezhep çatışmasına karşı o vakitlerden itibaren hiçbir şey yapılmasın?
En azından Kahire, Tahran ve İstanbul merkezli 'vahdet' sempozyumları, konferansları falan tertip edilemez miydi?
Bu meyanda daha evvel (20. 08. 2013, Yeni Şafak) yine bu köşecikte, 'Mezhepçilik fitnesinin belini kırmaya çalışan Ehli Sünnet alimi Mahmud Şeltut ve İmam Humeyni'yi hatırlayarak, uluslararası 'Dârü't-takrîb' organizasyonlarını İstanbul'dan başlatmak, bölge insanlarını birbirine kırdırmak isteyen şer odaklarına ne de güzel cevap olurdu değil mi?..' demiştim.
Mezhepçi çatışmayı hedefleyen söz konusu namert projeye karşı her türlü mezhepçi asabiyete karşı sıfır tolerans göstermek...
Mezhepçi asabiyetlerin alayını 'nefret suçu' kapsamında değerlendirerek mahkûm etmek...
Tabiri caizse, Yahudilerin antisemitizme gösterdikleri tepkiye benzer şekilde mezhepçi ayrımcılık ve ötekileştirmeyi aşağılamak...
Ve daha bir sürü şey yapmak gerekirken...
Kardavi çapında bir alim bile Şiiler hakkında olmadık fetvalar verdi.
Mescid-i Aksa hâlâ esaret altındayken, 'Allah-u Ekber' diyerek birbirlerine füze fırlatan bu insanlar nerden nasıl türedi?
Musul'u işgal eden İŞİD denilen örgüt kesmek için nerdeyse Şii arıyor.
Buna mukabil Ayetullah Sistani'nin de dün Cuma hutbelerinde fetvası okundu: 'Eli silah tutabilecek durumda olan vatandaşlar güvenlik güçlerine katılarak halkını ve ülkesini korumalıdır. Bu onların en kutsal görevidir. Kim ki hayatını bu amaç uğruna feda ederse o kutsal şehitlik onuruna ulaşır...'
Ne olacak şimdi?



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.