Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Bütün goller kendi kalemize

Berkin Elvan'ın artık her birimizin bildiği hikayesi dün sona erdi. Daha on beş yaşındaydı. Büyük değildi, neredeyse ergen bile değildi. Çocuktu. Buna üzüldüm. Evden ne için çıktığını hiç tartışmayacağım, sadece buna gerçekten üzüldüğümü söyleyeceğim ve burada bırakacağım. Çünkü ihmal ettiğimiz şey tam olarak bu. Tartışmayalım, birbirimizi bu ölüm üzerinden yargılamayalım, bir çocuğun ölümü üzerinden kendi haklılığımızı tahkim etmeyelim, öfkelerimizi, nefretlerimizi, hınçlarımızı başıboş bırakmayalım hemen. Üzülelim önce... Çünkü bir çocuk öldü.

Bazı şeyler var ki, orada kimin haklı olduğunu, kimin olmadığını tartışmak anlamsızlaşıyor. Tartışma başlayınca hadisenin kendisi görünmez hale geliyor, asıl mesele kayboluyor, canı yanan/yakılan insanlar koca bir uğultunun arkasında görünmez hale geliyor, iki tarafın hırsla birbirine savurduğu birer cephaneye dönüşüyor. Kimse hesap vermiyor, herkes hesap soranı oynamaya başlıyor.

On beş yaşındaki bir çocuktan söz ediyoruz. Büyükleri olarak, henüz inşa olmakta olan ruhi gelişimlerini, kişiliklerini, duygularını, muhakemelerini korumak için bazı filmleri bile 'sakıncalı' buluyor, izletmiyoruz onlara. Çocuk olmaktan büyük olmaya doğru ilerleyen en sarp yokuşu çıkıyor çünkü onlar. Hepimiz yaptık bu yolculuğu ve biliyoruz ne kadar zor ve zorlayıcı olduğunu. Berkin'leri en savunmasız, en rüzgarlara açık, en uçucu oldukları bir çağda böylesi kör bir hesaplaşmanın en orta yerine sürmenin günahı hepimizin boynunda. Üstüne gaz fişeği atan el için de, onu bir 'öfke'nin bayrağı olarak sloganına nesne kılan zihin için de, bu karmaşık durumdan istifadeyle yıkılan imajını yamalama telaşına düşen başka herkes için de ve nihayet, elinden üzülmek dışında bir şey gelmeyen bizim gibiler için de bu görmezden gelinemeyecek bir vebal.

Sosyal medyada herkes haklı çıkmak için eline geçeni bir diğerinin üstüne atmakla meşgul. Bu gerçekten acı tabloyu kabul edilebilir bir gerekçeye bağlayabilmek için çırpınan gayretkeşler var. Üzüntüsünü ifade edenin samimiyetini sorgulayan had bilmezler var. Gözü burnunun ucunu görmeyecek kadar insanlıktan çıkmış nefret bezirganları var. Acıyı kanırtarak tutunduğu sloganın rengini koyulaştırma derdine düşmüş fırsatçılar var. Kimsenin söylediği sözü duymuyor kendi kulağı bile. İçinde, harcında, hamurunda öfkenin egemenliğini kurduğu bir sözün hayır hanesine bir kazanç getirmeyeceğini göremiyor kimse. Bu toz dumandan bir berraklık çıkabilir mi?

Herkes bir suçlu ismi istiyor ki elindeki taşı ona atabilsin. Bir günah keçisi bulabilsin. O kökenden bu kökenden, o inançtan bu inançtan, o görüşten bu görüşten nice Berkin'i hayat defterinden silmiş bu karmaşık ve bir o kadar kirli hikayenin değişmez karakterinin daima öfkeli kalabalıklar olduğunu görmekten maalesef hala uzağız. Hepimiz, öfkelerimizle malul bir halde ateşe, nefrete, sızısı çok yıllar sonra kafamıza dank eden o sinsi yanılgıya doğru körlemesine koşuyoruz.

11 Eylül 1980'de her biri memleketini kendince seven, idealist olduğu kadar öfkeli, fikriyatının çapı sloganlarını pek aşamayan ve yazık ki eli de silahlı karşıt gruplar birbirleriyle ölesiye çatışıyorlardı. 12 Eylül sabaha karşı bütün sesler bir anda kesildi. Bu kanlı kurguyu tutuşturanlar soluğu çoktan yurt dışında almıştı. Geride sayısız kimliksiz ceset, hapishaneler dolusu şaşkın memleket evladı kaldı. Bir o taraftan, bir bu taraftan, icap ederse yaşlarını da büyüterek astılar onları. Bu ağır fatura inkar edilemez biçimde önümüze konmasaydı, her şeyi gördüğümüz bir kabustan, kapıldığımız bir halüsinasyondan ibaret zannedecektik.

O gözü kara memleket sevdalarından, o kendince idealist özgürlük mücadelelerinden bir askeri diktatörlük rejimi çıktı ki, dün de, bugün de kalemizden çıkarmaya çalıştığımız hep kendi kalemize attığımız bu goldür.

Peki yarın, yarınlar? Öfkemizi dindirip düşünebilecek miyiz bunu? Bir gün kimin haklı olduğunu tartışmaktan vazgeçip bir çocuk öldü diye aynı kederi paylaşabilecek miyiz aramızda? Daha kaç nesil, önce farklı şeylere kapılıp sonra aynı şeye pişman olmakla harcayacak ömrünü? Aslında hep toplu olarak kaybediyoruz biz maçı; bütün yenen gollerin 'memleketspor'a yazıldığı şu hileli sahada, ucuz gol

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.