Balyoz Davası ve 12 Eylül Davası'yla ilgili önemli kararlar mahkemelerden peş peşe çıktı. AYM Balyoz yargılamalarında âdil yargılama ilkesinin ihlâl edildiği kararını verince Balyoz mahkûmları tahliye edildi. 12 Eylül yargılaması da 1980 Darbesi'nin baş failleri emekli generaller Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya'nın müebbet hapis cezası almasıyla sonuçlandı. Bütün bunların sadece bugün için değil geleceğimiz açısından da çok önemli mesajları ve sonuçları olacağı açık.
Türkiye'de 1960'da tesis edilen ve tüm darbelerin, özellikle 12 Eylül'ün ardından tahkim edilen sistem bürokratik vesayet sistemiydi. Bu sistemde siyasî alan demokratik siyaset alanı ve bürokratik siyaset alanı olarak ikiye ayrılmıştı. İlkinde halk söz sahibi olduğu seçim süreçleriyle iktidarı kimin kullanacağını belirliyordu. Dolayısıyla, bu alandaki iktidar, yani hükümet, periyodik olarak değişmekteydi. Bürokratik siyaset alanı sanki siyaset dışı bir alanmış gibi resmedilmiş, demokratik siyasetten dışlanmış ve askerî bürokrasinin odağını teşkil ettiği bir tabakaya verilmişti. Bürokratik iktidar çevresi sistemin ideolojik yörüngesini kontrol etmekte ve kurduğu kooptasyon sistemiyle, modern bir kapıkulu geleneği yaratmış olarak, kendi kendisini yeniden üretmekteydi. Bu yüzden, siyasî sistemdeki işleyiş olgun demokrasilerde olanın tersineydi. Demokrasilerde hükümetler devleti kontrol eder ve kendi programları istikametinde çalıştırır. Bizdeyse, devlet hükümeti kontrol ediyor, kendisine tahsis edilen alanın dışına çıktığını düşündüğünde onu tedip ve terbiye ediyordu.
Toplum bu vesayet sistemine demokratik siyaset aracılığıyla tepki verdi. İlk ciddî tepki Turgut Özal'ın çabalarıyla tezahür etti. İkinci direnme dalgası Tayyip Erdoğan iktidarıyla ortaya çıktı. Gerek Özal gerekse Erdoğan iktidarları bürokratik vesayet sisteminin hem meşruiyetine hem de yapılanmasına adım adım darbe indirdi. Bunların kümülatif etkisi, 2007 Cumhurbaşkanlığı kriziyle başlayan ve 2010 referandumuyla iyice belirginleşen bir süreçte vesayet sistemini duraklattı, geriletti. Hatta bazı alanlardan tasfiye etti. 2010 referandumu hukukî adımların önünü açtı. Ergenekon, Balyoz yargılamaları ise vesayetçi kadroları eleme aracı olarak işledi. Böylece Cumhuriyet tarihinde ilk defa silahlı bürokratlar yargı tarafından millet adına hesaba çekilme konumuna geldi.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.