I-Yaşlıların bile bir türlü yaşlanamadığı dünyada, hazırlık değince aklımıza daima özel günler, güzel günler için yapılacak masraflar geliyor.
Hayat hiçbirimizi olgunlaştırmıyor, gide gide vardığımız yer çocukluğun basamakları oluyor. Çocuklaştıkça hayattan çalıp, oyuna katıyoruz. Ölümü anlamıyor ölümü bile oyun sanıyoruz.
Ölüme hazır değiliz hiç birimiz. Oysa iman edenler ile etmeyenleri, dindar olanlar ile olmayanları ayıracak keskin sınır yarın ölecekmiş gibi ahiretin yurduna hazırlık yapmak değil midir?
Hazırlık deyince sadece şatafat ve gösteriş için yapılacak harcamaların akla geliyor olmasında bir tuhaflık yok mu?
Fakir, bugünü zor geçirirken hazırlık gerektiren her iş ona dert olur. Düğün de derttir ölüm de. İkisine de harcanacak para yoktur çünkü. Oysa zenginler, zenginliğini gösteriş üzere yaşayanlar en çok hazırlığı severler.
Geriye saymalara daha daha temposunda fark yaratmaya doyamazlar. Onlar için hazırlık en birinci olmaktır, göz kamaştırmaktır, hele şöyle desinlerdir.
Hazırlık için zihnimizde kayıtlı olması gereken yol haritası Efendimiz'in 'yarın ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için yaşayın' sözüdür. Ne ki biz dengemizi kaybedeli bir hayli zaman olduğu için hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için yaşamakta karar kılmış olduk. Ölüm hep başkalarının hanesinde kayıtlı kaldı. Gelen, hep başkasının ölümü, başkasının ölüsü.
II-



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.