Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Devlet demokrasi çoğulculuk ve İslâm

Başlıktaki üç kelime ile İslam sıkça yanyana getirilerek aralarındaki 'kabul-ret' ilişkisi tartışılmaktadır. Gerçi bunlara bir de laikliğin eklendiği oluyor; ama bana göre laiklik ile İslam'ın uzlaşması mümkün olmadığı için onu tartışma dışı bırakıyorum.

Ne zaman 'bizim kendimize özgü modernitemiz', 'İslam'a uyan demokrasi', 'Müslüman kalarak çağdaşlaşma', 'özümüze zarar vermeyen değişim ve yenilik' ten söz edersek ön şartımız ve vazgeçilmez kırmızı çizgimiz 'İslâmî meşruiyet' olacaktır, olmalıdır. İslâmî meşruiyetin kaynakları ise bellidir ve vahyin bağlayıcı rehberliği tartışılamazdır.

Bu günlerde bir kongre sebebiyle bu kavramlar ve tartışma yeniden gündeme geldiği için yaklaşık yirmi yıl önce bir röportaja verdiğim cevapların önemli bir kısmını bir daha hatırlatmakta fayda gördüm:

Kur'an'ın bütününde siyaset ne kadar yer kaplamaktadır?

Bence Kur'an-ı Kerim'de siyaseti kavram ve kurum olarak belirleyen ve çerçevesini bize veren (dokuz) anahtar kelime vardır. Bu kelimeler, tevhid, itaat, hilâfet, bey'at, şûra, emir bi'l-maruf nehiy ani'l-münker, velâyet mülk ve hükümdür. Bu dokuz kavramın açılımı yapıldığında hemen hemen İslâm'ın siyaset teorisi ortaya çıkarılmış olur. Kur'an-ı Kerim'de, bir kavram veya kurumun yahut da bir talimatın yer almasında hacim pek önemli değildir. Yani, Kur'an-ı Kerim'de bir emrin bir kez dahi yer alması yeterlidir. Bizim için o emrin bağlayıcılığı önemlidir. Şöyle de söyleyebiliriz: Bir emir 10 kere yer alır; ama ibaha için olur, tavsiye için olur, haberdar etmek için olur. Fakat bir kere geçen bir emir de vücûb için olursa her surette inananlar için bağlayıcıdır. Ve onlar bu emir ya da emirlere itaat etmek zorundalar. Dolayısıyla kemmiyet önemli değildir.

Şimdi bu kavramları açalım:

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.