Tanzimat'tan bu yana kadınlar çalışsın/ hayır çalışmasın tartışması yapılıyor. Bazı erkek yazarlar, sosyal dokunun değişen/değişmekte olan her türlü boyutunu parantez içine alarak, ontolojik duruşlarını sadece ve sadece bu 'münazara' üzerinden inşa etmeye çalışıyor.
Erkeklerin hayatın gerçeklerini kuşatmayan bu söylemine karşılık, kadınlar kendi çalışmalarına 'meşruiyet' kazandırmak için Asrı Saadet döneminde çalışan kadınların biyografileri üzerinden söylem ortaya koymak için nafile gayret ediyor.
Sadece Asrı Saadet döneminde değil tarihin her döneminde kadınlar çalıştı.
O halde kadınlar çalışsın/çalışmasın münazarası her dönemde neden ilk defa yapılıyormuşçasına taraftar toplamaya devam ediyor?
Kadınların evin içinde çalışması ne liberal politikalar ne de muhafazakar erkekler tarafından kabul edilmiyor.
Liberal politikalar açısından, kadının sadece ve sadece belli zamanda, belli mekanda ille evinin dışında çalışmasının çalışma kabul edilmesinde anlaşılmayacak bir durum yok.
Sanayi toplumundan tüketim toplumuna gelinceye kadar, ekonomik sistem bağışıklığını ve sağlığını, kadınların örgütlü bir zamanda ve örgütlü bir mekanda ele geçirilmiş olması üzerine dayandırdı.
Asıl sorunumuz şu ki muhafazakar erkekler de çalışma değince sadece ev dışında gerçekleyen 'iş yükü' nü anlıyor.
Ev işini filan geçelim. Evde üretilen ve ekonomik karşılığı olan işler dahi 'çalışma' kapsamına girmiyor.
Örnek vermemi istiyorsunuz...Peki.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.