Yine mübarek Ramazan ayı, yine İsrail vuruyor, yine Gazze yanıyor, yine dünya izliyor.
Beş gün boyunca 500 tondan fazla bomba atan İsrail saldırıları neticesinde İslâmî Cihad komutanı Hafız Hamed dahil 121 Filistinli şehit edildi, 920 Filistinli yaralandı.
Şehitlerin büyük çoğunluğunu çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor.
Sivil katliamında yeni bir 'zirve'ye daha ulaşan terörist İsrail devleti, hastanelerden okullara kadar hedef aldığı sivil alanlara bir engelli sığınağını da ekledi. Üç engelli çocuk ve bir hemşireyi de şehit etti.
Peki, zulmün artmasının neticesinde değişen ne? BM'den Avrupalı liderlere ve tabii ki ABD'ye kadar 'uluslararası düzen' Hamas'ın roketlerini diline dolamakla meşgul.
Değişen tek bir şey var: İslâm Dünyası içerisinde İsrail'e açıktan tavır koyan, 'Zulüm durmadığı, ambargo bitmediği müddetçe sürece normalleşme olmayacağını' ilan eden Erdoğan faktörü.
Mısır darbe rejimi, bırakın Gazze'ye yardım etmeyi, İsrail'le işbirliği içerisinde. Refah Kapısı kapalı, Gazze'ye çıkan tüneller bertaraf.
Suriye'deki Beşşar Esed rejimi, kendi insanlarını öldürmekle meşgul.
Irak deseniz, Şii direnişçilerle işbirliği yaptığı için HAMAS'ın İsrail'den daha öncelikli düşman olduğunu ve yok edilmesi gerektiğinidüşünen IŞİD hunharlığıyla paramparça.
İran, Irak'ı bölen Maliki'yi ve Suriye'yi yakıp yıkan Esed'i desteklemeye devam etmekte.
Arap Birliği ülkeleri bile, bombardımanın üzerinden beş gün geçtikten sonra ancak toplanmayı akıl edebildiler.
Bu arada Türkiye'de de daha önce olmadığı kadar büyük bir tepkisizlik ve sessizlik hakim. Sosyal medyada benim takip ettiğim kişilerin bile bombardıman gecesi tek derdi dünya kupası maçlarıydı.
Aynı gece İsrail, Han Yunus plajında aynı maçı izleyen sekiz çocuğu öldürmüştü ve Mavi Marmara Anıtı'nı bombalamıştı...
Halid Meşal, bombardımanın ilk gününde şöyle sesleniyordu:



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.