Suudi Arabistan yönetimi, Mısır'ı takip ederek, Müslüman Kardeşler Teşkilâtı'nı (Kısaca 'İhvan') "terör örgütü" ilân etti. İhvan'a üye olmak, destek vermek, söylemlerini sahiplenmek hatta Rabia işareti yapmak bile terör eylemi olarak kabul edilecek. Kararın açıklanmasından sonra, Suudi Arabistanlı âlimler ve kanaat önderleri de sosyal medya hesaplarından İhvan'a yönelik bütün olumlu mesajları temizlemeye giriştiler. Çünkü Riyad yönetiminin şakası yok, hapis cezası hatta vatandaşlıktan bile çıkarma tehdidi söz konusu.
1928'de Mısır'ın İsmailiye kentinde idealist bir öğretmen olan Hasan el Benna'nın kurduğu Müslüman Kardeşler Teşkilâtı, kısa süre içinde bütün Ortadoğu'da bir numaralı İslami muhalefet hareketi haline geldi.
1949'da Hasan el Benna'ya gerçekleştirilen suikastın ardından duraklama devrine giren hareket, 1954'te Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır tarafından tamamen yasaklandı. 1960'lı yıllar Müslüman Kardeşler için idamlarla, sürgünlerle ve yasaklamalarla geçti. Seyyid Kutub başta olmak üzere, hareketin birçok önemli siması Mısır rejimi tarafından ortadan kaldırıldı.
Sonraki yıllarda, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek, Müslüman Kardeşler'e konulan yasağı kaldırmadılar, ancak hareket üyelerinin ülke içindeki faaliyetlerine geniş ölçüde serbestlik tanıdılar. Birçok Müslüman Kardeşler mensubu, seçim ittifakları yoluyla meclise girdiler, siyasi çalışmalarda aktif biçimde yer aldılar.
Arap Baharı'nın başlangıcına kadar, Müslüman Kardeşler hatıralarıyla canlı, fakat siyasi işlev bakımından yok olmaya yüz tutmuş bir hareketti. Ancak yine de en organize muhalefet hareketi olması nedeniyle, yapılan ilk serbest seçimlerde sandıklardan Müslüman Kardeşler çıktı.
3 Temmuz'daki darbenin ardından Müslüman Kardeşler'e getirilen kısıtlamalar, 1950'li ve 60'lı yıllardaki baskıların bir tekrarı gibi. Mısır'da tarih adeta yeniden yazılıyor ve yaşanıyor. Hareketin en önemli simaları hapiste, taraftarları da terörist muamelesi görüyor. Diğer Arap ülkelerinin de Mısır ve Suudi Arabistan'ın adımlarını takip etmesi artık sürpriz olmaz.
Katar gibi bazı ülkelerse, Müslüman Kardeşler'e müsamaha gösterdikleri için 'kardeş' ülkeler tarafından cezalandırılıyor. En son Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, Katar'daki büyükelçilerini geri çektiler. Gerekçe, Doha yönetiminin bölgesel istikrar konusunda üzerine düşeni yapmaması. Kastedilen şeyin ise, Katar'ın Müslüman Kardeşler'e verdiği destek olduğu çok açık.
Arap yöneticiler, Müslüman Kardeşler'e topyekûn savaş ilan ederek, kendi tahtlarını ve rejimlerini korumayı amaçlıyor. Ancak bu, çok uzun süre devam ettirilebilecek bir strateji değil. Çünkü Müslüman Kardeşler ve onun temsil ettiği düşünceler, yasaklamakla yok edilecek gibi görünmüyor. Despot idareciler ve haksızlıklar var oldukça, bunlara yönelik siyasi başkaldırılar ve alternatif denemeleri de var olacaktır. Müslüman Kardeşler tecrübesi, Arapların geçtiğimiz yüzyılda ortaya koydukları en tutarlı, şiddetten uzak, halk katmanlarına en yakın siyasal harekettir.
Arap dünyasında bugün Müslüman Kardeşler ve ondan ilham alan diğer siyasal hareketlerin karşısında El Kaide çizgisi güçleniyor. Ancak bu çizgi, içerdiği şiddet tonları nedeniyle alternatif bir siyasi harekete dönüşebilecek gibi görünmüyor. Baskıcı yönetimler de ebediyen devam edemeyeceğine göre, sıra yeniden halk desteğini almış, geniş tabanlı siyaset yöntemine gelecektir.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.