Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

İpini bırakınca şımaran dünya

Bazen kötü niyetli iki parantez içinde mahsur kalmış gibi geliyor bana dünya ve sanki önemli olan her şey dışarıda kalmış.

Meselelerin sürekli etrafından dolaşmak ve özüne asla dokunmamak için icat ettiğimiz ne kadar çok şey var. Buna karşılık, fevkalade önemsediğimizi söylediğimiz o meseleler de bizim etrafımızdan dolaşıyor ve bize hiç dokunmuyorlar.

Gerçekten bir meselesi olanın, o meseleye dair bir iddianın sahibi olmasına gerek yoktur.

Kendime her an nereye gittiğimi sormam sormam sormam gerekiyor; yoksa biliyorum ki kaybolacağım!

Konuşma balonları da, uçan balonlar gibi iplerini bırakınca dünyayı terkedip gitselerdi keşke. Belki nefes alacak küçük hava boşlukları bulabilirdik o zaman.

Şunu kesin olarak anladım; kitaptan söylenmiş sözle gönülden söylenmiş söz aynı adrese gitmiyor.

Acı damladı damladı damladı göl oldu, deniz oldu, uçsuz bucaksız bir umman oldu. Peki biz, içimizdeki bu sarsak yüzme bilmezlikle şimdi ne yapacağız?

'Geçerim arasından kimsesiz çocukların/Ağaçlardan ağıtlar dökülür' diyor merhum Alaaddin Özdenören, 'Dökülüş'te.

Hiç dillerden düşmeyen 'hayat standardı' diye bir laf var; bazen çok ağır bir küfürmüş gibi geliyor kulağa!

Şimdi sadece kendimizi pazarlamaya yarayan CV'lerimiz var ve onlardan yaşanası bir hayat hikayesi çıkmıyor.

Kelimelerden edindiğimiz konforu, daha önce ürettiğimiz hiçbir lüks mâmûl vermemişti herhalde bize!

Kendinden emin olma hali, bu çağın en yaygın yanılgısı...

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.