İsrail devleti Gazze'yi tekrar kana buladı. Görünür gerekçesi, üç İsrailli gencin kaçırılarak öldürülmesi. İsrail bunun sorumluluğunu Filistin halkına attı. Gazze'den fırlatıldığını iddia ettiği bir teneke-füzeyi bahane olarak kullanarak Gazze'ye karşı askerî operasyon başlattı. Gazze'ye, üstün silâhlarla, aynıyla mukabele etmesi imkânsız bir halkın mensuplarını ayrımsız katliama maruz bırakarak, saldırıyor. Karadan, havadan ve denizden bomba yağdırıyor. Yeni silâhlar deniyor. Korkusuzca, yasaklanmış silâhları kullanıyor. Oyun oynuyormuş veya tatbikat yapıyormuş kadar rahat davranıyor. Kurbanların çoğu her zaman olduğu gibi masum çocuklar. Ölenlerin ve yaralananların sayısı devamlı yükseliyor. Bilanço onlarca ölüyü ve yüzlerce yaralıyı kapsıyor. Yıkılan tesisler ve evler anlamında maddî hasar da çok yüksek.
Çatışmalarda silahlı saldırıların sivilleri hedef almaması tüm uygar dünyada benimsenen bir ilke. Bu çerçevede Hamas'ın sivillere yönelik teneke-füze saldırılarını eleştirmek yanlış değil. Hatta gerekli. Ancak, bu, karşı karşıya olduğumuz meselenin değişik boyutlarından yalnızca biri ve belki de en önemsizi. Zira, Hamas'ın saldırıları şimdiye kadar İsraillilere önemli bir zarar ver(e)medi. Zaten Gazze'den fırlatılan teneke füzelerin çoğu İsrail'in demir kubbe adını verdiği hava savunma sistemi tarafından yere inmeden imha ediliyor. Bu yüzden, Hamas füzeleri İsrail'in yoğun şiddet kullanmasını asla meşrulaştırmıyor.
Ayrıca, İsrail bu saldırılarla genel insanlık kurallarını ve uluslararası anlaşma ve sözleşmeleri ihlâl ediyor. Elinde üç Yahudi gencin öldürülmesinden kimlerin sorumlu olduğunu gösteren somut bir delil yok. Böyle olsaydı Filistin otoritelerinden sorumluların cezalandırılmasını isteyebilir-istetebilirdi. Oysa İsrail toplu cezalandırma yoluna gidiyor. Üstelik bunu aşırı, orantısız güç kullanarak yapıyor. Hem Arap halkına gözdağı vermek hem de kendi halkına savaş ruhu aşılamak için film tadında bombalamalar yapıyor. Ne yazık ki, birçok İsrailli Gazze halkının bombalanmasını yüksek yerlerde toplanıp film seyreder gibi sevinç gösterileri içinde izliyor. İsrail'in istikrarlı şiddeti ülkede vahşetten zevk alan bir toplumsal tabaka yaratmış görünüyor.
İsrail nasıl bir devlet? Ne hukuk tanıyor ne kural. Hiçbir insanî değere saygısı yok. BM kararlarını hiçe sayıyor. Ortadoğu'nun en çok silâhlanmış ülkesi. Nükleer silâhlara da sahip olduğu biliniyor. Gazze'ye saldırılarında okul hastane, cami ayrımı yapmıyor. Sivillerin vurulmaması için özel bir çabası da yok, vurulan siviller için üzüntüsü de. Silah yoluyla toprakların sahipliğinin değişmemesi ilkesinin geçerli olduğu söylenen bir çağda Filistin topraklarını göz göre göre gasp ediyor. İşgal edilmiş topraklarda devamlı yeni yerleşim birimleri kurarak Filistin topraklarını sistematik biçimde parçalıyor. Böylece, toprak iadesini kapsayacak bir barışa niyetli olmadığını kanıtlıyor.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.