Doktor, geçmeyen mide şikâyetlerimi dinledikten sonra yeni bir reçete yazmak yerine 'Yazar olmak bu kadar zor mu?' dedi. Eskiden bu soruyu sadece fizik tedavi doktorundan duyuyordum. Kas spazmı ile nükseden bel fıtığı rahatsızlığından kapısını çalınca, usanmadan her defasında aynı soruyu sorardı: Yazmak bu kadar gerilimli bir şey mi?
Yazar olmak değil insan olmak insan kalmak, ölümlü olduğumuzu unutmadan yaşamak zor dedim.
Çocukluğumdan kalma empati kuyum var. Kendimi birisinin yerine koyuyorum ve oradan bir daha kolayına çıkamıyorum. Kendim olmaya vaktim kalmıyor.
Bu dönemde genç olmanın ne kadar zor olduğunu görüyorum. Ve korunaksız halleri için çok gözyaşı döküyorum.
Dünü yarına daima orta kuşak bağlar. Orta kuşaktan biri olarak kaybede kaybede yaşamanın en ziyade zararının bugünün ve yarınların gençlerinin hanesinde kayıtlı kalacağının endişesi ile kavruluyorum.
Dünya değişiyor -değişim kelimesini nötr bir kelime olarak söylüyorum, bir değer yükleyerek değil- ve bizim gençliğimiz bu değişimin içine test-tost baskısı ve sosyal medya savaşları üzerinden dahil oluyor.
Gazete gündemi üzerinden değil de 'kendi gündemim' üzerinden yazılara devam ediyor olmam sizi aldatmasın. Çok uzun ve zorlu bir sürecin içindeyiz, eğitim sistemimiz içindeki aksaklıkları esas bu zor zamanlarda gidermeye çalışmamız gerekiyor ki, entelektüel birikim ile yol açanlardan olmaya devam edebilelim.
Dün, genç yol arkadaşım Hocam ne diyorsunuz bu tapelere dedi. Bilmiyorum dedim. Size hemen youtube'dan dinleteyim dedi cep telefonuna sarılarak.
Bilmiyorum derken bilmeme kelimesinin bütün nüanslarını kastederek bilmiyorum diyorum.
Bilmek eylemi arkasından yapmak eylemini sürüklemediği zaman bir anlamı olmaz. Bilmek, bilmenin sorumluluğunu beraberinde getirir. Bilmek ve yapmak bir arada olduğuna göre 'yapmak' eylemi konusunda düşünmemiz gerekiyor. Yapmamız gereken bizim için farz-ı ayın mıdır farz-ı kifaye mi?
Gündemi takip etmek bir dedikodu ve iftira sarmalının içine düşmek ise, gündemi takip etmekten kendimizi korumamız gerekiyor.
İkinci husus, yazmak/tartışmak/savunmak anlamanın ve dua etmenin önüne geçiyorsa önceliğimiz anlamak ve dua etmek olmalı.
Neyi anlayacağız?
Olmakta olanları, olabilecek olanları ve asla olmaması gerekenleri idrak etmemiz gerekiyor.
Üçüncü husus, servis olarak sunulan 'bilgiler' ile fikrimin ve zikrimin sıhhatini koruyabilecek miyim?sorusuna acilen cevap vermemiz gerekiyor.
Velhasıl ahlaki bütünlüğümüzün siyasi duyarlıklarımızdan önce gelmesi gerekiyor.
Ahlaki duruş kes yapıştır bütünlüğü kaldırmaz.
Tarihi, rakamlara bölünmüş cumhuriyetlerin tarihi olan Fransa'da ünlü düşünür şöyle diyordu: 'Devlet güçlü olursa bizi ezer, zayıf olursa biz ölürüz.'



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.