TÜSİAD yönetim kuruluna gönderdiği mektupta, 'Sizleri bizim (Yüksek İstişare Konseyi) görüşlerimizi yansıtmamız için seçiyoruz, kendi başınıza hareket etmeniz için değil...' diye racon kestiğine göre Rahmi Koç belli ki çok öfkelenmişti.
Görüyorsunuz değil mi Koç'un nasıl, ne kadar otoriter olduğunu?
Ne kadar tuhaf değil mi?
'Patronlar Kulübü' tesmiye edilen TÜSİAD yönetim kurulu sanki dersin beyefendinin emir eri?
Şak emredecek, tak yapılacak yani.
TÜSİAD üyesi bir işadamı bu vahameti, 'Yönetim sadece el kaldırır ve indirir' şeklinde hülasa etmişti.
Hatırlar mısınız, Gezi muhabbeti dolayımında, Başbakan Erdoğan'ın 'Koç'la ters düşmesini' bile ne denli otoriter olduğunun en bariz göstergesi sayanlar vardı.
Bu muhteremlerin kavline göre Koç'la uyumlu olmamak çoğulculuktan nasipsiz, çoğunlukçu bir anlayışın tezahürüydü.
Mesela, 'Cemal Paşa'nın torunu' mahut söylemin en hararetli savunucuları arasındaydı.
O kadar ki, TÜPRAŞ vergi denetimine adeta isyan etmişti.
İsyan da ne ki, 'TÜPRAŞ olayı... Demokrasi için dik durma, ses verme zamanıdır!' başlıklı bir yazı dercetmişti.
Gerçi, 'paralel yapı'nın da Koç'a kol kanat gerdiği, mezkur vergi denetimini önceden haber verdiği iddia edilmişti ama biz şimdilik o tarafa yeken açmayalım. Zaten 'paralel yapı' nerde başlıyor Koç nerde bitiyor, tastamam muamma.
Gelgelelim, 'Cemal Paşa'nın torunu'nun Koç sözcülüğü yeni değildi.
IMF ile anlaşma yapmayan Erdoğan'ı 'sahibin sesi' denilebilecek derecede eleştirmişti.
Hayır, abartmıyoruz, merak eden arşive bakabilir; uzun uzadıya iktibas ederek lafı dolaştırmak istemiyorum.
Hazrete göre, Koç'un bir şirketine vergi denetimi yapmak Koç'u susturmak, Koç'u susturmak da demokrasiyi susturmak demekti.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.