Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Kör inat kaba kuvvet !

I-Ne vakittir haberlerde yer almaz oldular. İş kazaları gözlerden uzak. Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Kalb!

Bizim kalbimiz hür türlü ateşe karşı sigortalı.

Biz! Yani yılda bir defa, ah burada da işçi kardeşlerimiz var canım gelsinler Taksim'e diyenleriz!

Yanmayan kalplerimizin soğukluğunda feraha erenleriz!

Masum muyuz ?

Mesuliyeti ekranlara yüklersek evet. Ekranda olmayanları yok kabul ederek, sütten çıkmış ak kaşık olabiliriz maharetle.

Ekran!

364 gün boyunca her maydanoza, her turşuya servis için hazır bekleyen ekran, işçileri/emekçileri pek hatırlamaz.

Trendy kıyafetler uğruna, kimyasal malzemenin içinde köle gibi çalıştırılanlar kırkına varmadan ölür; gündem müsait ise bir kaç cümle ile gelir geçer hikayeleri ekrandan.

Ev almalara doyamayan, gözü hep başkalarının güzel evlerinde olanlar; ataları 70 metrekarede dört çocuk büyütmüşken, 200 metre kareye dört kelleyi sığdıramayanlar, inşaat işçilerinin yorgun bedenlerini balık istifi barakalara nasıl sığdırdığını pek düşünmez. İşçi Bayramı kutlu olsun tvitleri bu düşüncesizliğin kazısı mıdır?

Güneşin bağrında, onlarca kat yükseklikte çalışan, onca ağır iş için gereken enerjiyi sadece yarım ekmek helva ile gidermeye uğraşanlar ile sahiden aynı dünyada mı yaşıyoruz!

Uzmanlaşmıştık, şurada eğlenir, burada spor seyreder, şurada haber alırdık.

Haber!

Haber kanalları gurmelere teslim. Gezelim görelim. Ah tatilimizi nerede alalım.

Yılda bir defa bir kilo et alamayanların ülkesinde her dakika ekranlarda yemek pişiyor. Iksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyen gurmelerin, ağızlarının suyu dinmiyor bir türlü! Dudak şapırdatmaları maymunları kıskandıracak boyutlarda.

II-

İşçi Bayramı, 'Taksim inadı'na mağlup oldu.

'Taksim' konusunda bu kadar gayretli olanlar keşke aynı çabayı işçilerin sosyal güvenlik hakları konusunda da gösterebilseydi.

İşçileri tek tek bireylerden oluşan duyguları olan insanlar olarak kabul edemeyenler, onları 'kullanışlı kitle' olarak, hedefleri için heder edilebilecek bir malzeme olarak görüyor.

'Taksim inadı'nı , 'tarihi sorumluluk' üzerinden anlatan sendika başkanının, keşke bugün için, yarınlar için bir vizyonu olsaydı.(Çin'de iş gören garson robot kullanılmaya başlandı. Günlük maliyeti 1 dolardan az. Kas kuvveti ile yaşayanlar, robotların dünyasında ne yapacak?)

Dişinden tırnağından arttırarak sendika aidatı ödemeye gayret eden işçilerin sıkıntılarını anlatmak için kullanabilseydi keşke Başkan kendisine tahsis edilen ekranları.

Ama kullanamazdı...

Kullanmak istemeyeceği için değil, kendisini 'Taksim inadı' için konuk eden programların, işçilerin gündelik sıkıntıları için konuk etmeyi kabul etmeyecekleri için anlatamazdı.

364 gün emeği ile helalinden kıt kanat hayatını sürdürmeye çalışan insanları unutacaksınız, Allah'ın günü gurme programları yapacaksınız, vur patlasın çal oynasın hayat bize güzel şekerim edasında şuh kahkahalar atacaksınız, sonra bir gün birden kitlesel güçlerine bakıp, düşürürse hükümeti bu kaba kuvvet düşürür edasında gerilim için geriye sayım başlatacaksınız!

Bu yalan, bu riya, ortaya çıkara çıkara kör inat ile kaba kuvvetin düellosunu çıkıyor. Birilerinin haber ihtiyacı karşılanıyor, birileri bu vesile ile sosyal demokrat kimliğini güncellemiş oluyor. İşçilerin payına yorgunluk ve umutsuzluk düşüyor.

Ne gam!

Empati filan yapıp dertlenmeye gerek yok! İşçi ve emekçiler nezdinizde sadece rakam ve orandan ibaret.

İletişim mi dediniz...

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.