Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Küsuratı yuvarlamak

İnsanları, binlerce başka insanı da tarif ettiğimiz birkaç kelime ya da kavram ile özetlemek hayatı yok saymak demektir.

Hiçbir insan sadece 'şucu' ya da 'bucu' değildir; o kadar az değildir, o kadar aynı değildir, o kadar hikayesiz değildir. O kadarsa insanlığı tamam değildir, bütün değildir.

Bir insandan iki tane yoktur yeryüzünde, her insan yaratılışı itibariyle biriciktir, tıpkısı, aynısı olmayandır, kaderiyle tektir, kimi yanlarıyla başkalarına benzese de, kimi yanlarıyla benzersizdir.

İnsanı, insanları, kalabalıkları, toplulukları anlamak için verileri, istatistikleri, ölçülebilir eğilimleri, grafikleri yegane bilgi kaynağı kabul eden yeni zamanlarda, insanı kendi hikayesi içinde biricik kılan ayrıntılar görünmez hale geliyor.

Bütün 'falanca'lar tıpatıp aynı kabul ediliyor, bütün 'filanyerli'ler birbirinin kopyası sanılıyor, bütün 'feşmekancı'lar her durumda sanki bir diğeriyle aynı şeyi hissediyor, düşünüyor, yapıyor farzediliyor. Küsuratlar yuvarlanıyor, ayrıntılar törpüleniyor, insanı sadece kendine benzeten her türlü 'başkalık' tesviyeden geçiriliyor. Geriye tek tek insanlar değil, kalabalıklara dair hoyrat, duyarsız, nobran genellemeler kalıyor. Bütün hükümler de işte bu zorlama genellemeler üzerinden çatılıyor. O genellemeler üzerinden vuruyor, kırıyor herkes birbirini. Görmeden, bilmeden, tanımadan, anlamadan asıl hikayesini, asıl derdini, meselesini.

Oysa yaratmasında hiç tekrara düşmez Yaratan. Ne yarattıysa o biriciktir. Bir insandan bir tane daha yoktur. Bir hayattan bir tane daha yoktur. Bir andan bir tane daha yoktur. Bir insanın bir anından bir tane daha yoktur. Bir anlayıştan, bir kavrayıştan, bir hissedişten bir tane daha yoktur. Her insan, her hayat, her an, her nefes başkadır bir diğerinden. Kesret çeşitliliktedir ve yaratılan her şey biriciktir, en benzediği yerde bile benzemez bir başkasına.

Hilkatin hikmeti budur.

İnsanları aynılaştırma kültürü, onları çok daha kolay yönetilebilir kılmak, bir şeyleri onlara çok daha kolay kabul ettirebilmek, bir şeyleri onlara çok daha kolay satabilmek, kitleleri çok daha kolay kontrol edebilmek için sonradan ve mutlaka kötü niyetle geliştirilmiş, türetilmiştir.

Adım adım hayata geçirilen bu planı bir uçtan bir uca yavaş yavaş yedirdiler hayatın gövdesine. Bugün kendi biricikliğinden gönüllü olarak vazgeçen, hatta bu aynılaşmayı bir tür nimet bilerek uğrunda mücadele eden çoğunluklarla dolup taşıyor dünyanın her köşesi. Bir özgürleşme yolu gibi görünüyor bu törpülenme hali kalabalıklara. Aynı şey olmak, aynı kişi, aynı kalıp, aynı biçki, aynı torna ve tesviye...

Toplumu belli başlıklar altında öbekleştirmek, onları kelimelere, kavramlara, yaftalara indirgemek, hikayelerini tek renge boyamak, ayrıntıları silmek, insanı kendisi kılan başkalıklarını kendisinden bile gizlemek... Şimdiki zamanın, insanları içine çeken en büyük, en tehlikeli ve yazık ki en etkili yokoluş anaforu bu.

İnsan diyebilmek için hayat diyebilmeliyiz. O insanın ve o hayatın başka insanlara ve hayatlara hiç benzemeyen başkalıkları olmalı. Yani zaten var olan başkalıklar hayatiyet kazanmalı...

Hiç anlaşılmamaktan, anlaşılamamaktan şikayetçi her modern insan. Bu acıklı hal; kendi biricikliğine kendisi bigane kaldığından, kendi insani küsuratını kendi yuvarladığından ya da kendisini temsil etmesi için birkaç kelime ya da kavrama gönüllü vekaletname verdiğinden olabilir mi mesela?

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.