Manzara şu: Bir deli bir kuyuya bir taş atıyor, kırk akıllı kırk ayrı taş çıkarıyor.
Geriye anlatacak tek bir şey bile kalmadığında, her şeyi çok iyi anlayacağız!
Ne çok şey biliyoruz, hakkında saatlerce konuşabileceğimiz ne çok şey var, ne kadar çok konuda sonuna kadar haklıyız, ne kadar çok şeyi çözmüş bitirmişiz... Sonu yine çaresizliğe çıkan ne bitmez tükenmez bir mesai bizim mesaimiz!
Kelimeler hızla değer yitiriyor, asıl kriz anlamlar borsasında!
Hayatlarımızın birbirine dokunamayacağından emin olunca, çok memnun oluyoruz birbirimizle tanıştığımıza.
Sanki hepimiz bir maskeli baloda hafızalarımızı yitirdik ve maskeler yüzümüzde öylece asılı kaldı.
Herkesin öfkeyle, ihtirasla, hınçla savunduğu gerçekleri var, kendi azıcık bile gerçek değilken hem de!
Duygularımız sarhoşlukla malul; histerik kahkahalar gibi her çarptığı duvarda çınlıyor, çınlıyor ve bir köşede sönüp gidiyor sonra.
Gizemli olan her şeyi seviyoruz, yanında da kola ve cips!
'Akıllı' olduğu söylenen makineler icat ediliyor durmadan ve kimse sormuyor: 'Bütün bunlar neyi ikame etmek için?'
Mümkün mertebe insana benzeyen robotlar ve mümkün mertebe insanlıktan çıkmış insanlar... Çağdaş bir tragedya için berbat ötesi bir fikir!
Bedenler obezlikten muzdarip, ruhlar açlık sınırında...
Sizi duymuyoruz, dinlemiyoruz, sizinle ilgilenmiyoruz. Yine de isterseniz not bırakın sinyal sesinden sonra içiniz rahatlayacaksa!
Ben yaz, bir boşluk bırak... Mesafeler önemli!
Artık sadece sessiz harflerle yazıştığımız halde bu sağır edici gürültü de ne?
Uydumuzda binlerce kanal, elimizde kumanda... Hiç bu kadar köşeye kıstırılmamıştık!
Kendisini bir görsel efekte dönüştürmeye çalışan düşmanlarıyla savaşıyor artık bilumum film karakterleri.
Kurulu saatlerin sesiyle uyanmayı alışkanlık edindiğimiz günlerden beri güneş kırgın bize.
Bizi cevapsız bırakan şey sorularımızın zorluğu değil çoğu zaman; cevapların sayılamayacak kadar çokluğu!
Hiçbir bilgi yarışmasında sorulmayacak şeylere merak sararak bozulabilir belki de enformasyon çağının bu kara büyüsü.
'Bir uyansak, her şey değişmiş olsa' diyoruz. Aslında bir uyansak, her şey değişmese de olur.
İnsanı su boğar, balığı susuzluk...
Birazcık nefes alabilmek için çareyi evlerimize kapanmakta bulacağımız günlere doğru mu gidiyoruz?
Öleceğiz ve biri bütün ışıkları yakacak!



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.