Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Lütfen bakmayı unutmayınız!

Sanal alemde her gün sayısız video 'tüketiliyor'. Bunların en çok izlenenlerinin büyük bir kısmı ıvır zıvır şeyler... Hatta lafı eğip bükmeden söyleyeyim; özellikle hedef kitlesinin yaş gruplanması dikkate alındığında bu izlemelerden elde edilecek tek sonuç sadece vakit kaybı... Ama sanal alemde izlemeye değer hiçbir şey olmadığı anlamına gelmiyor elbet. Aşağıda sözünü edeceğim video o izlenmeye değer örneklerden biri...

Sözünü ettiğim videoya haber sitelerinde rastladım. Aranızda başka izleyenler de vardır mutlaka. Malum arama motorlarına '15 aylık bebeğin yağmurla tanışma anı' diye yazarsanız rahatlıkla ulaşıyorsunuz bu yaklaşık iki buçuk dakikalık çekime. Malum video sitelerinin hepsinde var. Kaliforniya'da çekilmiş; konusu artık tahmin edebileceğiniz üzere Uzak Doğu kökenli bir ailenin 15 aylık bebeğinin evlerinin önündeki bahçede yağmurla ilk karşılaşması...

İlk başta 'Ne fevkaladelik var ki bunda!' diyenler olacaktır. İşin sırrı tam da o noktada... Fevkaladelik sıradanlığın içinde... Yaşadığımız modern zamanlar bulamacının içinde kaybettiğimiz yalın ve o yalınlık içinde mucizevi güzelliklerde.

İmkanı olan herkesin bu videoyu bulup izlemesini isterim. İnsanın fıtratından uzaklaşmamış halinin yağmurdaki mucizeyi keşfetmesindeki 'hayret' halini. O iç kanatlanma halini... O kabına sığmaz, sığmayacak tarifsiz coşkuyu... Biz o 'hayret'i 'şaşakalmak' sığlığına terkedip bırakmış, yani fıtratından uzağa düşmüş nesillerden olduğumuzdan; Allah'ın (c.c.) bu her biri ayrı ayrı nefes kesici harikuladelikteki 'ayet'lerinin farkında bile olmayarak yaşayabilen bir körleşmeye duçar durumdayız. Kafamızı telefonlara, bilgisayarlara, televizyonlara ve diğer zamane ıvır zıvırına gömdük, debeleniyoruz. Ve bu sürüklenme hali bizi dışımızda her an varolan, cereyan eden, deveran eden o ilahi mucizeye tutunmaktan alıkoyuyor. Mevsimler geliyor geçiyor, ağaçlar yeşeriyor, açıyor, yaprak döküyor, başaklar doluyor, boşalıyor, kırlar, ovalar, bayırlar her dem sayılamaz güzelliklerle kulaklarımıza hakikati fısıldıyor. Dönüp bakmıyoruz göz ucuyla bile... Çağın gönüllü körleşmesinden bir nebze olsun bakışlarımızı, dikkatimizi, idrakimizi, insanlığımızı alamadığımız için...

Bakmayı unutursak, görmeyi hiç bilemeyiz. En tehlikeli körleşmedir bu, gözü görme kabiliyetini kaybetmediği halde özü görmekten yüz çevirmiş insanın körleşmesi...

O küçük insanda hepimiz için büyük bir insan gizli. Bebeğin yağmurla tanışmasında bu koskoca gezegene yetecek hikmet gizli... Gizli değil, hayır, açık, apaçık, bütün gözler için aşikar, her seviyede idrakin görebileceği bir harikuladelik... Minik ellerini açıp adeta Allah'ın rahmetinin tenine dokunuşunu bekleyen o küçük bedende bizim hissetmeyi çoktan unuttuğumuz bir varlık coşkusu var. Bu büyük buluşmada hepimizin kulağına hakikati bir kez daha fısıldayacak bir fevkaladelik var. Uyanmak, kendimize gelmek, istikametimizi, yönümüzü, yatağımızı bulmak için bir fırsat daha...

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.