Ulus devletin sınırları 'Küresel İmparatorluk'un lehine eriyip yok olurken; 'Şehirler' içinde bulundukları devletin sınırlarını aşarak, 'akışkan' dünyadan sahne kapmaya çalışıyor. Sahne almaya hazırlanırken, 'haritada bir nokta' olmaktan kurtulacak bir hayat tarzını, zevk ve eğlence kültürünü, mutfağını gelenlere sunmak üzere hazır ve nazır bekliyor.
Dünya küresel köy söylemi artık herkesin her an dilinde. Köylerin boşaldığı, nüfusun üçte ikisinden fazlasının artık şehirlerde yaşadığı bir gezegene küresel köy diyerek aslında ne demiş oluyoruz?
Köy derken; ülkelerin bir köyün mahalleleri kadar birbirine yaklaştığını imliyoruz en ziyade. Tıpkı çocukluğumuzun köylerinde olduğu gibi, aşağı mahallesi, yukarı mahallesi var küresel köyün. Yukarı mahallenin tafrası, cakası aşağı mahallenin bahçelerini yağmalayarak üzerine kurulup kibirlendiği serveti var! Aşağı mahallenin bitimsiz yalnızlığı, işsizliği, bulaşıcı hastalıkları, uygun senaryolarla yukarı mahalle tarafından kotarılmış 'iç savaş'ları var.
Yukarı mahalle hem her dakika ömrü uzatacak icatlar yapıyor hem ötanazi felsefesine katkı sunuyor. Aşağı mahallenin en aşağılarında hayat hala ortama 50-60 civarında. Gelişmiş dünyanın bireyleri 80'nine merdiven dayarken, Afganistan'da ortalama ömür 45, Angola'da 38.
Küresel köyün muktedirleri, dünyanın her mekanını kendine ait yaşam alanı olarak düzenleme hakkını elinde bulundurma konforuna sahip. Bütün dünya onların yabancılık çekmemesi için hazırlanmış kurgusal bir yaşam odası. İşte tam bu noktada Hz. Ali Efendimizin çağlar öncesinden gelen hikmetli sözü ne kadar da yol göstericidir: 'Para gurbeti vatan, parasızlık vatanı gurbet eyler.' Bu sözde bugüne uymayan tek yan parası olanların hiçbir vatana bağlı olmayışlarıdır sadece. Gariplerin gurbetini vatan eyleyen iki şey var küresel dünyada: Ana dil ve hatıralarda dumanı tüttürülmeye devam edilen baba ocağının acı soğan kuru yavan lezzeti. Doğduğumuz yerlerden uzaklaştıkça, çocukluğumuzun coğrafyasına yaklaşmaktayızdır çünkü. Anılarımızdaki çocukluk; ağrılarından, acılarından, korkularından, kederlerinden arındırılmış bir çocukluktur. Bir daha dönme ihtimalimiz olmadığı için uzaklaştıkça güzelleşmektedir.
Pazartesi günü Malatya sözü vermiş iken nereden çıktı bu küresel köy muhabbeti diyorsunuz.
Acele etmeyiniz...
Küresel dünyanın muktedirleri, dünyanın bütün köşelerini talan ederken; yerliler, daima yerli kalma andı içmiş olanlar, bir şehre varışın/varamayışın izinde sözü söze düğümler. Gidişlerimin sorusudur: Bir şehre nereden varılır? İlk kapısının açılacağı en uygun zamanı kim söyler?
Dönemeyişlerimin cevabıdır: Yolculuk bir türkünün kanatlarında asılıdır.
Giderken sormuştum: Malatya ile ilgili olarak bilmem gerekenler nelerdir? Bol bol yemek adı söylemiştiniz. Belli ki söyleyenler gurbette idi.
Malatya'ya vardım. İlk akşam. Yemek listesi. İlk şok: Viyana usulü şnitzel.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.