I-Sizin bu satırları okuduğunuz saatlerde, Türkiye'nin kaderini belirleyecek olan sandıkların çoğu açılmış olacak. Pazar akşamı ekran üzerinden icra edilen 'sosyoloji' derslerinden mezun; mukayeseler, tespitler, tespitlere karışmış temenniler ile seyrettiğimiz ekran kadar mı olacağız!
Her şey ekrana sığabilecek kadar küçük mü?
Temsili demokrasinin, en temsili yüzünü küçük hikâye üzerinden yakalayabildiğimiz ölçüde, demokrasi bilincinin ilerleyeceğine inanmaya devam edeceğiz.
Küresel dünyada 'küçük hikâye'nin gücüne inanmamızı sağlayan tek bilimsel gerçek şimdilik kuantum fiziği. Bir kelebeğin kanatları ve bizim 'burada' bir fincanı tutma şeklimiz bile 'her şeyi' etkilemeye devam ediyor...
Dijital teknolojinin açmış olduğu 'şantajlar çağı'nda; vereceğimiz bir oy hiç bu kadar büyük ve hiç kadar değerli olmamıştı.
II-
Günlerden cumartesi, vakit öğleni geçti. Saat 12'den bu yana Maltepe meydanında büyük bir kalabalık Sayın Başbakan'ı bekliyor.
Kalabalık...
Miting değince aklımıza daima toplu bir resim gelir. Metrekareye düşen insan sayısı gelir. O kalabalığın içinde hikâyesi ile öne çıkanları biliriz bir de.
Bildiğimiz, kameranın bize gönderdiklerinden arta kalandır.
Gözün gördüğü ile kameranın gördüğü asla aynı değildir.
Al gözüm seyreyle...
Bulunduğum noktadan iki adım öteye geçmemize mani olmak üzere duran çevik kuvvet ekiplerine bakıyorum. Ekibin içinde özelikle bir tanesi dikkatimi çekiyor.19-20 yaşlarında olmalı. Podyuma çıksa yılın mankeni seçilebilecek fiziki özelliklere sahip. O değil de daima gülen yüzü ile polis olmaya nanca uzak. Hep güler yüzlü. Çevik Kuvvet polisinin güler yüzünü daha bir güler hale sokan görüntüye çeviriyorum bakışlarımı. İki yaşlarında bir erkek çocuğu, sakinliğin anıtı gibi duran sokak köpeğini kovalıyor. Köpek iyi eğitimli bir çocuk bakıcısı gibi kendi yürüyüşünü çocuğun adımlarına ayarlamışçasına yavaş yavaş dolanıyor caminin avlusunda. Çocuğun annesi ve 7-8 yaşlarındaki ablası bakışları ile takip ediyor çocuğu gezdiren köpeği/köpeği gezdiren çocuğu.
Annesinin Bitlisli adının Enes olduğunu öğrendiğim çocuk, köpek karşısında ne kadar korkusuz ise ablası o kadar korku dolu. Bir yandan kardeşinin korkusuzluğuna hayran diğer taraftan kendi korkusunun içinde hapis.
Korkularımız... Büyüdükçe bizime birlikte büyüyen korkularımız.
J.Berger, fotoğrafın hammaddesinin zaman ve ışık olduğunu söyler.
Zaman ve ışık sadece fotoğrafın değil hafızamızın da hammaddesi. Cocuğun ablasının yaşlarında idim ilk mitinge gittiğimde. Beşyol Telsizler'de saatlerce Demirel'i beklemiştik.
Büyükannem için mitinge gitmek -ki o zamanlar adı miting değildi- çok aykırı bir şeydi fakat büyükbabam evden çıkarken onu görevlendirmiş, semtimize kadar gelecek ayıp olur demişti.
'Semtimize kadar gelmiş ayıp olur.'
Millet, yaşadığı semti, evi biliyor. Geleni ise, evinin başköşesine oturtacağı misafir kabul ediyor.
Enes'e ve onu caminin avlusunda yavaş yavaş gezdiren sokak köpeğine bakarken; adının sonradan Hatice olduğunu öğreneceğim ayakları yere zorlukla basan 70 yaşlarındaki kadın geliyor. Kızı biraz da sitemle 'Geldin işte ne olacaksa...' diyor.
Hatice teyze, kızının sitemine razı 'Ne olacak destek olacağız işte' diyor.70 yaşlarındaki bu kadın şimdiye kadar kimbilir ne seçimler gördü. 'Oyunuzu daha önce kime verirdiniz' diyorum. 'Bu gelinceye kadar' diyor -bu dediği evinin oğlu saydığı Tayyip Erdoğan- 'CHP'ye verirdik. Beyim ona verelim derdi' Zorlukla oturan haline bakıp 'Evden de destek olabilirdiniz yarın oy vermeye gitmeniz daha önemli değil mi?' diyorum. 'Öyle de...' diyor Hatice Teyze 'Oğlum git meydana destek ol dedi.'
Caminin avlusuna, çocukluğumun her derde merhem, her derse hoca teyzelerinden biri geliyor. Bilmem neden 'hoş geldiniz' diyorum. 'Hoş bulduk' diyor. 'Bizimkilerden kimseyi göremedim. Sümeyye'yi bulmam lazım. Sarıyer'e gidilecek dediler geldim ama kimseyi göremedim. Ali'yi bulabilsem bari... Ali nerede ki...' Çevik kuvvet polisleri, geçilmeyecek olan bölgeye Ali'ye bakmaya gidecek olan teyzeyi geçirmiyor. Israr etmiyor teyze, camiden çıkıp meydanda tanıdık birini bulmak için yola koyuluyor.
Tanıdık birini bulmak...
Şu yanımda duran siyah çarşaflı genç hanımı ilk defa görüyorum. Ama benim için çok tanıdık biri. Adının Feyza olduğunu öğreneceğim. Siyah çarşafı içinde nanca güzel. Yanında 3-4 yaşlarında bir oğlan çocuğu. Önce oğlu zannediyorum küçük çocuğu. Yanında profesyonel kamerası ile caminin avlusunda beklemeye mecbur bırakılmış Feyza'nın 19 yaşında hafızlık çalışan bir Kur'an kursu öğrencisi, yanındaki küçük çocuğun kardeşi olduğunu öğreneceğim biraz sonra. Miting meydanında olamadığı için üzgün ve gergin olan Feyza'ya dua edin diyorum en büyük destek dua. Feyza her gece teheccüd namazına kalktıklarını, dua ettiklerini söylüyor. Şimdi dua etmek değil kendi kamerası ile Başbakan'ın fotoğraflarını çekmek istiyor. Çekemediği için canı sıkkın.
Feyza'nın hemen yanında 50 yaşlarında bir kadın çevik kuvvet ekiplerine 'Camide namaz kılıyor biraz sonra gelir. Babamın şuradan bakmasını müsaade edin' diyor. Babası geliyor. İki büklüm. Elinde bastonu ile ayakta durmaya gayret ediyor. Adının Yavuz olduğunu öğrendiğim yüzünde daimi bir tebessümün demir attığı genç polis, bastonu ile dikilmeye çalışan yaşlı adama caminin duvarının dibindeki bankları gösteriyor 'Kartal'daki konuşma yeni başladı sen geç şurada otur' diyor.
Anlatacağım onlarca hikâye var cami avlusundan. Genç kadınlar yanlarında küçücük çocukları, yaşlı teyzeler ve sakallı dedeler. Semtimize gelmiş evde durmak yakışmaz diyerek yola düşmüş insanlar. Her birinde inanılmaz bir motivasyon ve gayret var.
2014 yerel seçimleri inadına motivasyonların inadına gayretlerin sahnesi olarak yazılacak seçim tarihimize.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.