Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Masumiyeti ispatlanana kadar suçlu

(Üç yıl önce kaleme alınmış bir yazı, Gazze için değişen bir şey yok!)

İsrail’in güneyinde çıkan kargaşanın ardından İsrail’in Gazze’de başlattığı ‘mini’ savaş, Gazze’nin Ortadoğu’nun “en büyük kaybedeni” olduğuna dair bir başka örnek. Bencilce çıkarların ve farklı amaçların çetrefilli bağlantıları arasında sıkışıp kalan bir buçuk milyonluk Gazze halkı, hakikaten Ortadoğu ile ilgili herhangi bir şey söz konusu olduğunda en büyük kaybedenin ta kendisi. Kaderimiz bizim elimizde değil. Hayatımızla ilgili en ufak kararları bile alabilecek durumda değiliz. Gelecek haftayla ile ilgili planlar yapmak bir yana, bir sonraki günü bile planlayabilmek bizim için adeta bir lüks. Biz, Gazze halkı olarak sanki her şey yolundaymış gibi cesur bir biçimde günlük hayatlarımızı sürdürmek için mücadele ediyoruz. Ancak an geliyor hayat öyle kasvetli ve korkutucu bir hal alıyor ki, oluşturmaya çalıştığımız her şey göz açıp kapayıncaya kadar yerle bir oluyor.

Perşembe günü, İsrail’in Gazze Şeridi’nde farklı bölgelere düzenlediği hava saldırıları ile geçen zor bir gecenin ardından, yeni ve sıcak bir Ramazan gününe, Elyat’ta silahlı çatışma sonucunda beş İsrail askerinin öldüğü ve diğer otuz altı askerin ise yaralandığı haberini alarak başladık. Hemen ardından, operasyon detaylarının açıklanmasını dahi beklemeyen halk Gazze’ye yapılması olası bir İsrail saldırısıyla ilgili endişeye kapıldı.

Oslo’yu geçenlerde kasıp kavuran terörist saldırılara Norveç’te yaşayan müslümanların verdiği tepki ile Gazze halkının bu ani tepkisi oldukça benzeşiyor. Zira Oslo’da saldırıyı gerçekleştirenin müslüman olması durumunda burada yaşayan müslümanlar ırkçı saldırıların hedefi olacaktı ve bu durum hepsinin içinde bir korku oluşmasına sebep olmuştu. Irkçı saldırılardan daha kaçınılmaz olan ise tabii ki hiçbir kanıt göstermeksizin saldırıdan El Kaide yahut aşırı İslamcı grupları sorumlu olarak gösteren medya tehdidiydi. Ancak saldırıyı gerçekleştiren Norveç vatandaşı olduğu ortaya çıkınca müslümanlar rahat bir nefes aldı.

‘Hiçbir zaman güvende değiliz’

Gazze’deki durum da bundan pek farklı değil. ‘Operasyon’da beş asker öldü, ancak operasyonu kimin yaptığı belli değil. İlk olarak Mısır’ın müdahil olduğuna ilişkin haberler okuduk. Henüz Mısır aksini iddia etmemişken İsrail bu haberi yalanladı. Bu olayın hemen ardından Ehud Barak’ın saldırılara ilişkin ‘Gazze’yi suçladığını ve bu olaydan “mesul olanların cezalandırılacağı” yönünde açıklamalarını duyduk. Ehud Barak böyle bir sonuca nasıl vardı? Elinde buna dair her hangi bir kanıt var mı? Gazze’de bu olaydan mesul tuttuğu kim?  Bu konuya ilişkin hiçbir fikrimiz yok ve inanıyorum ki kendisinin de. Kesin olarak bildiğimiz tek şey lanetlendiğimiz ve şu anda gözlerimizin önünde gerçekleşen, bize Dökme Kurşun Operasyonu’nu hatırlatıyor. Halbuki Elyat operasyonundan Gazze halkının sorumlu olduğuna dair tek bir kanıt bile yok.

Norveç’te yaşayan müslümanlarla aramızda tek bir fark var. Onlar gerçeğin ortaya çıkmasıyla birlikte kendilerini tekrar güvende hissederken, biz doğrular ortaya çıksa da çıkmasa da güvende değiliz. İsrail, Hamas, Filistin Yönetimi, Mısır, ABD ve yanlış zamanda yanlış yerde olan devletler arasında kalmış Gazze’de yaşayan masum insanlar olarak bizler, en ufak bir olayda kendimizi bu bencil devlerin ayaklarının altında korkudan nefeslerimizi tutarken buluyoruz. Bugün de durum pek farklı değil ve her zaman olduğu gibi yine Gazze halkı dururken bu olaydan neden başkaları mesul tutulsun ki? Mısır bu operasyonla bağlantılı olsa bile, İsrail intikam almak ve misilleme yapmak için ‘bütün sorumluluğu’ Gazze halkına yükleyecek. Gazze’de on gün önce uygulanan iletişim kanalları kesintisinin devamı gelirse ve askeri müdahale durumunda kesinti tekrarlanırsa hiç şaşırmam.

Bunca söylenti, bilgi sızıntısı, spekülasyon, ardı arkası kesilmeyen İsrail tehditleri, İsrail’in sebep olduğu ölü ve yaralı sayısındaki artış arasında Cuma namazına gidenler Gazze Şeridi’nde halkı teskin ediyor. Böyle zamanlarda camilerin rolü çok önemli. Halk rahatlamak için dualar ediyor ve camilerden vaazlar veriliyor. Ancak geçen Cuma İsrail’in Gazze’yi bombaladığı sırada, evimin yakınlarında bulunan caminin imamı namaz kıldırırken aklında başka bir şey vardı. Namazı ve vaazı Somali’deki insanlara adadı ve cemaatten bağışta bulunmalarını istedi. Her ne kadar dünya aksini düşünebiliyor olsa da, insanlık ve vicdan vasıfları Filistin halkının ayrılmaz parçalarıdır.

Bizi neyin beklediğini bilmiyoruz. Hem saldırgan hem de kurban durumunda olduğumuz bir diğer İsrail saldırısı mı? Yoksa arkamıza yaslanıp izleyeceğimiz aldatıcı siyasi bir pembe dizi mi? Bekleyip göreceğiz, çünkü bencil dünya bizim kaderimize karar veriyor. İşte bu yüzden Gazze halkı olarak biz masum olduğumuz kanıtlanana dek suçluyuz. Kim bilir belki de bu hiç gerçekleşmeyecek.

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.