Haftanın ilk gününe; içinde debelenmekte olduğumuz gündemin dışına çıkarak başka bir yerden, başka bir zamandan çok başka duyarlılık alanlarından hanemize ışık düşürerek başlamak istiyorum.
Bugün sizler için Kierkegaard'dan 'matbaanın icadı hicivdir' diyen paragrafını seçtim.
Kierkegaard kimdir? 1813–1855 tarihleri arasında yaşamış olan Danimarkalı bir filozof. Kısa ömrüne 30 eser sığdıran 'iyi bir Hıristiyan'.
Kierkegaad'ın 'Kahkaha Benden Yana' adlı kitabına önsöz yazan Adrew Hamilton Kierkegaard hakkında şöyle diyor:
'Kimselere gitmez, kendi evinde de kimseyle görüşmez bu da görünmez bir meskenin bütün amaçlarını açıklıyor; içeriye giren oldu mu asla öğrenemedim. Buna rağmen onun tek büyük çalışma alanı insan doğasıdır; kimse onun kadar çok sayıda insan tanımaz. Aslında gün boyunca şehirde dolaşır durur, genellikle de yanında biri vardır; sadece akşamları okuyup yazar. Yürürken çok konuşkandır ve aynı zamanda kendisine yararlı olması muhtemel her şeyi yanındakinden çekip almayı da başarır.'
Kimselerin evine girmeyen kimseleri de evinin kapısından içeri almayan filozofumuzu bu yazı için önemli kılan nokta matbaanın icadına dair söylemiş olduğu cümleler:
'Matbaanın icadı bile neredeyse hicivdir, aman Tanrım o zamandan beri söyleyecek sözü olan ne çok insan varmış. O müthiş icat daha doğarken ölüme mahkûm bir sürü zırvanın yayılmasına yol açtı.'(s.216)
Kierkegaard'ın matbaanın icadına dair söylemiş olduğu cümleler bugün bizim için sosyal medya alanında yol açıcı cümle hükmünde. Neden mi?
Her teknolojik icat, tabii bir yayılma içinde varlığını geliştirdiğinde 'yeniliğin' görgüsünü de aşama aşama gerçekleştirmiş olur. Ancak post-modern dönem hiçbir şeyin aşama aşama gerçekleşmesine izin vermiyor.
Post-modern dönem makinelerin insanlar için değil insanların makineler için olduğu bir çağ. Dijital çağda hayatımıza giren her teknolojik ürün şimdiye kadar oluşturmuş olduğumuz bütün adabı muaşeret kurallarını, mahremiyet algısını imha ediyor.
Dünyadaki son çılgınlık selfie çılgınlığı. Selfie kişinin cep telefonu ya da fotoğraf makinesi ile kendi fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşması anlamına geliyor.
Amerikalı bir kadın artistin 'uygunsuz fotoğrafları'nın internet ortamında yayınlanmasından sonra 'sıradan 'insanlar o fotoğrafları' da aşan pozlar vererek fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı.
Ekmeği paylaşmayan insanlar kendi fotoğraflarını paylaşmalara doyamıyor. Bütün dünyada tahminen günde 350 milyon fotoğraf paylaşımı yapılıyor.
Fotoğraf paylaşımını daha bir şevkli hale getirmek için olsa gerek selfie çılgınlığına destek vermek istercesine TIME kendi fotoğrafını çekip paylaşan şehirlerin listesi üzerine bir araştırma yayınlandı. TIME'ın araştırmasında, Filipinler'in Makati ve Pasig şehirleri, sosyal medya kullanıcıları arasında oldukça popüler olan 'selfie' fotoğrafların en çok çekildiği şehir olarak belirlendi.
Bu listeye, Türkiye'den iki şehir girdi. 65'inci sırada yer alan Adapazarı'nda her 100 bin kişiden 39'u selfie çekiyor. 80'inci sırada bulunan Eskişehir'deyse 100 bin kişiden 35'inde selfie alışkanlığı var.
Şair II. Dünya Savaşı'nın yıkıcı ortamında 'kendi hayatını yaşayan kadın'ları eleştirmek için 'Bir elinde cımbız bir elinde ayna/umurunda mı dünya' diyordu.
Soğuk savaş döneminin bittiği ama henüz adını koyamadığımız içinde yaşamakta olduğumuz çağ, yediden yetmişe herkesi kendi görüntüsüne hapsetmiş durumda: Bir elinde cep telefonu poz poz resimlerini yayınlıyor sosyal medyada/ katliamlar olmuş/bebekler açlıktan ölmüş ne umurunda!
Bitirirken Başkan Obama'nın 'selfie macerasını hatırlatmakta fayda var: Başkan Obama'nın, Mandela'nın cenazesinde İngiltere Başbakanı David Cameron ve Danimarka Başbakanı Helle Thorning-Schmid ile kendisini 'selfie'lemesi karısı Michelle Obama ile birlikte bütün dünyanın tepkisine neden olmuştu. Tepki ortaktı ama tepkinin nedeni başkaydı elbette.



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.