Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Seküler muhafazakarlık hali

Türkiye'de yaşayan herkesin hoşuna gitse de gitmese de son on yılda hayatlarımız değişti; en azından ekonomik göstergeler açısından ve yaşadığımız şehir/çevre, tüketim alışkanlıklarımız, vatandaş-devlet ilişkisi gibi pek çok alanda önemli değişiklikler oldu.

Bu değişimde Türkiye'nin bir üst dil, kuramsal çerçeve olarak modernlik ve buna bağlı olarak sekülerleşme hali belirleyici olurken maddi alanda kapitalist ilişki biçimleri derinden etkiledi. Bu iki başlığın birbirinden bağımsız olmadığı, birbirini besleyen süreçler olduğunun altını çizmek gerekir. Moderniteyle kurduğumuz ilişki, dünyayı, yani kendi benimizi anlamlandırış tarzımız aynı zamanda bireyselleşmeyi de getirmektedir. Bireyselleşme, hayatın örgütlenme biçimlerinden, hayat tarzından bağımsız düşünülemez. Modern insanın bireysel din algısı ile kapitalist ilişki biçimleri üst üste örtüşür. Kapitalist ilişki biçimlerinin moderniteyle buluşmasıyla sekülerleşmeyi doğururken dinin protestanlaşması bireyseklleşmeden bağımsız değildir.

Modern toplumda bireyin dinle ilişkisini, sosyolojik anlamda büyük ölçüde aidiyet (belonging), inanma (believing), gelenek (behaving) bağlamında anlamlandırmak mümkün. İnanan ama kendini bir dine, cemaate ait hissetmeyen, inanmayan ama dinle kültürel anlamda bir ilişkisi olan gibi farklı din ve ferdiyet ilişkileri sıralanabilir. Ve modern toplumlarda dine açılan yer de bu kombinezonlar içine hapsedilmiştir.

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.