Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Siyasal kibir

İnsana özgü zaaflar zamanla kurumlara da yansır. Dağınıklığı, disiplinsizliği alışkanlık haline getirmiş bir topluluğun oluşturduğu yapılara bu durumun yansımasını hemen görürsünüz. Sonuçta eşyaya dönük tezahürleri olan davranışların kurumsal kimliklere yansımasından daha anlaşılır bir şey olamaz.

İnsana özgü zaafların sinsice kurumlara, söylemlere, siyaset tarzına yansımaları pek dikkatimizi çekmeyen bir durumdur. Mesela kibir, insana özgü bir zaaf, hatta manevi bir hastalıktır. Bir insana, hele hele Müslümana hiç yakışmayan bir haldir. Kibrini yenemeyen insanın, dev bir çınarı içten yiyen kurt gibi, tüm maneviyatını sinsice yiyip tüketir. Kibrin insanoğluna zararı sadece nefsiyle olan mücadelesine yenik düşmekle sınırlı kalsaydı belki bizler dışardan bakanlar bunu fark etmeyebilirdik. Kibir aynı zamanda insan ilişkilerinde tezahür eden bir tutum olduğu için çabucak kendini ele verir, sahibini itici kılar.

Bir insanın iç dünyasına ait bir arızanın söyleme, kurumlara, ideolojilere yansıması olabilir mi? İnsan soluğundan çıkan her şey o soluktan bir şeyler kapar; o soluk sahibinin olumlu olumsuz özelliklerinin soncudur nihayetinde. Öyle olmasaydı ihlas, samimiyet, bereket, hırs, kibir gibi tümüyle içsel olanın yapıp ettiklerimize, eylemlerimizin sonuçlarına bir etkisinin olmadığını düşünmek zorunda kalırdık. Ne sebepten dolayı 'bu işte bir hayır vardır' deriz, hayır murat ederiz, yahut çok bereketli olduğunu sonradan fark ederiz... Rasyonel aklın izahından vareste konular.

Kemalizm'i çökerten kibri olmuştur.

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.