Lokmaya çok lokma, hırkaya çok hırka ekledik, ekledikçe eksildik, ekledikçe azaldık, sonunda böyle küçücük kaldık.
Muhammed İkbal, 'Onun şifaları derdinin içindedir. Dün gece ve yarın onun bu gününden doğar' demiş Esrar ve Rumuz'da.
Evet sevgili dostum, bu dünya gerçekten de senin etrafında dönüyor, senin de, senin de, senin de...
Bazı hatıralar var; birçok şeyi unutup gittiğimiz halde onlar öylece yanı başımızda duruyor, sımsıkı elimizden tutuyorlar. Ya biz ısrarla bırakmıyoruz onları, ya onlar bir türlü bırakamıyorlar bizi.
Şımartılmış egolar, adeta çarpışan arabalar gibi durmadan birbiriyle tokuşuyor. Delili; her yanımızı sararak tahammül edilemez bir uğultuya dönüşen irili ufaklı kavga efektleri...
Hem durmadan fikirlerden sözedip, hem her daim iştah ile bilek güreşine oturan insanlar... Çıkıp biraz hava alsanız!
'Şimdi her şey yeniden başlıyor' cümlesi silgi, 'Hayatınıza yeni bir sayfa açın' cümlesi kağıt üreten bir firmanın sloganı... İşte bunlar hep kırtasiye!
Uçak dümdüz bir çizgi çekerek ilerliyor gökyüzünde. Arkasından bulutlarda silmek için bir telaş bir telaş!
Düğmelere güvenebilirsin; ilkini yanlış iliklesen bile sonuncu düğme sana gidişatının iyi olmadığını aşikar eder. Fermuar öyle mi, sakın ola ona karşı tedbiri elden bırakma!
Aklıma gelen şeyler orada uzun süre kalmıyor, ihtiyacım olduğunda onları bulamıyorum. Aklımın bir köşesine oturup beklemeleri için bir kaç sandalye mi koysam acaba?
Hem çok uzun cümleler kurup hem de çok yavaş konuşanlar, hayat geçiyor!



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.