Veysel Ocak
Veysel OcakYazar

Tereddüt çözülürse vehimler serbest kalır!

Başkalarına tahammül edemeyişimiz kendimizi kendi sınırlarımız içinde göremeyişimizden. Bir parçacık sevebilmek, azıcık da olsa barışık yaşayabilmek adına o kadar büyütüyoruz ki kendimizi, başka herkes az ya da çok değer kaybediyor gözümüzde.

Kendi kudreti ile nefes bile alamayan, gözünü kırpamayan, ağzından tek bir kelime çıkaramayan, adım atamayan, ayakta bile duramayan bir varlık insan... Tam anlamıyla Yaratanına muhtaç... İnkar tam burada, bütün sahip olduklarının insanın kendi yeteneklerinin bir sonucu olduğunu düşünmesi, vehmetmesiyle başlıyor.

Dilimizde en çok tekerlediğimiz ama üzerinde en az tefekkür ettiğimiz gerçeklerden biri bu... Bu zamanda, inanan ya da inanmayan hemen her insan kendinde bir güç, bir yetenek, bir bağımsız irade vehmediyor. Dünyayı kendi parmağın ucunda dönen bir şey zannediyor. Her şeye hakim olduğuna, her durumu yönettiğine, her harekete yön verdiğine, bunları hep kendi gücüyle, aklıyla, enerjisiyle yaptığına inanıyor.

Bunca kibir, bunca enaniyet, bunca böbürlenme, bunca pervasızlık başka nasıl açıklanabilir?

Sahip olduklarımızın bize bağışlanmış birer nimet, kaybettiklerimizin birer imtihan vesilesi olduğunu bilenler ve hayatın bir kader üzere aktığına hakkıyla inananlar için hayat nasıl olur da içinde bu kadar çok kavga gürültü biriktirebilir? Demek atladığımız, görmezden geldiğimiz bir şeyler var.

Yorumlar

0 onaylı yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Yorumlar panel onayından sonra yayınlanır.