1970'lerin başında Amerika'nın ruh hali kasvetliydi. Eroin, uyuşturucu, mafya, Vietnam Savaşı'nın ağır bunalımı da eklenince ortaya tam bir buhran havası hakim olmuştu. Ekonomik tablo fena değildi ama kırsalla merkez arasında ciddi bir gelir adaletsizliği vardı. İnsanlar geleceğe dair pek iyimser değildi.
Roman sanatının kara mizah alanındaki en iyi isimlerinden Thomas Pnychon bu belirsiz ruh durumunu 49 Numaralı Parçanın Nidası'nda (The Crying of Lot 49) muazzam bir dille anlatır. Gerçi bu kitabı 1966'da yazmıştı Pnychon ama 1970'lerin başı çok da farksız değildi. ABD'deki yozlaşmadan en büyük payı alan polislerdi. New York Polis Merkezi suçlularla mücadeleden ziyade rüşvet çarkını döndürmekle meşguldü. Böylece polisler az olan maaşlarını dengeleyebiliyorlardı. Neredeyse rüşvete bulaşmamış polis yok gibiydi.
Sonra bir gün bir şey oldu. Frank Serpico adında genç bir polis New York'ta göreve başladı. Herkes için sıradanlaşmış bir iş olan rüşvet çarkı onun pek hoşuna gitmez. Hatta üstlerine giderek bu rüşvetlerden rahatsız olduğunu anlatır. Kimse oralı olmaz. Şikayetlerini daha üst makamlara da iletir Serpico. Yavaş yavaş sistemin nasıl çalıştığını öğrenir. Keçi gibi inatçıdır. Sonunda Temsilciler Meclisi'nde namuslu bazı politikacılar belirir. Bir komisyon kurulur ve Serpico bu komisyonda rüşvetçi polisleri, işini iyi yapmayanları birer birer anlatmaya başlar.
Bu durum en çok polisleri ve onların es geçtiği suçluları rahatsız eder. Siyasilerden sokaktaki mafyaya kadar çok kişi Serpico'dan rahatsız olur. Serpico dürüstlüğünün bedelini ödese de nihayetinde sesini duyurabilmiştir. Ünlü gazeteci Peter Maas, dürüst polis Frank Serpico'nun hikayesini yazmıştı. 1973'de Sidney Lumet kitabı filmleştirmiş ve başrolünde Al Pacino oynamıştı. Filmin sloganı belliydi: 'İş arkadaşlarının birçoğuna göre o yaşayan en tehlikeli insandı, yani dürüst bir polisti.'



Yorumlar
0 onaylı yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.